Yıldırım Bâyezid

Yıldırım Bâyezid

Osman Bey’in rüyasında gördüğü ve Şeyh Edebali’nin de müjdesini vermiş olduğu altı asırlık çınar olan Devlet-i Âli Osman, bünyesinde önemli padişahlar, alimler, evliyaullahlar yetiştirmiştir. Nitekim bu şahsiyetlerden, Osmanlı’nın dördüncü padişahı I. Bayezid olarak da bilinen Yıldırım Bâyezid, 1354 yılında Edirne’de dünyaya gelmiştir. Babası Murat Hüdavendigar, annesi Gülçiçek Hatun’dur. Babası tarafından kendisine verilen Bâyezid ismi, zalim manasına gelen ‘yezid’ kelimesine ba- olumsuzluk ekinin gelmesiyle olumlu bir anlam kazanmıştır: Adil ve mümin. Kendisine verilen bu ismi lâyıkıyla taşıyan Bâyezid Han, tahtta olduğu senelerde adaleti sağlamak için kadıları teftiş ettirmesiyle bilinmiştir.     

          Kütahya’nın önemli isimlerinden biri olan Germiyanoğlu Süleyman Çelebi’nin kızı Sultan Hatun ile evlenmesi üzerine Kütahya ve çevresi çeyiz olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu sebeple Bâyezid Han şehzadelik yıllarını Kütahya’da geçirme imkanı elde ederek Sancakbeyliği vazifesini bu bölgede yerine getirmiş, birçok siyasi tecrübe edinmiştir. Şehzadeliği sırasında katıldığı Frenkyazısı Savaşı sırasında hızlı karar vermesi ve atını ustaca kullanması askerlerin gözünden kaçmamıştır. Böylece henüz şehzade iken askerler tarafından kendisine ‘Yıldırım’ lakabı verilmiştir. Bâyezid’in başarıları sadece bununla da sınırlı kalmamıştır. Aynı zamanda Balkanlarda Osmanlı hakimiyeti sağlayan I. Kosova Savaşı’nın kazanılmasında da önemli rol oynamıştır. Seferin getirmiş olduğu zaferin ardından Yıldırım Bâyezid’in babası I. Murad savaş meydanında gezerken bir Sırp tarafından haince hançerlenerek öldürülmüş, son nefesini verirken de oğlu Bâyezid’in kendisinden sonra padişah olmasını vasiyet etmiştir. Böylece I.Bâyezid, savaş meydanında tahta çıkan ilk ve tek padişah olmuştur. 

          Bâyezid tahta çıktığı andan itibaren harekete geçmiştir. Nitekim Kosova Savaşı dönüşünde beylikler Karamanoğulları’nın etrafında toplanmaya başladığından Bâyezid, Sırp Kralı’nın kızı Olivera ile evlenmek ve onların desteğini almak üzere bir antlaşma yapmıştır. Tahtta olduğu sürece beyliklerin Osmanlı’ya tabi olması için birçok sefer düzenlemiştir. Böylece Anadolu’da Türk siyasi birliğini en geniş ölçüde sağlayan padişah olmuştur. Diğer bir yandan Bâyezid’in İstanbul’un fatihi olma düşünceleri de bulunmaktaydı. 

 Bu sebeple 1396 yılı içerisinde düzenlediği üç kuşatma da maalesef asıl amacına ulaşamamıştır. Kuşatmalardan üçüncüsünde  Haçlıların Niğbolu kalesini kuşattıklarını haber alan Sultan Bayezid, kuşatmayı kaldırmak zorunda kalmış ve Yıldırım hızıyla ordusunu Niğbolu önlerine getirmeyi başarmıştır. iki ateş arasında kalan Haçlılar ise ağır bir yenilgiye uğramışlardır. Amacına ulaşmak için gayret eden Bâyezid’in 1401 yılında İstanbul’un fethi için başlattığı dördüncü kuşatma da Timur’un Anadolu’ya ayak basmasıyla sekteye uğramıştır. Timur arkasında büyük bir enkaz bırakarak gelmiştir. Nitekim Çin’e gitme düşüncesi içindeyken gerisinde güçlü devletler bırakmak istememiştir. Timur’un Sivas’ı yağmalayıp Ankara’ya kadar gelmesiyle Yıldırım Bâyezid de ordusunu toplamıştır. Savaş esnasında Kara Tatarlar’ın taraf değiştirmesi ve Bâyezid’in ordusunun yorgun düşmesi ile Yıldırım Bâyezid savaş sonunda Timur’a esir düşmüştür. Timur’un esaret altındaki Bâyezid’e karşı olan tutumuyla ilgili birçok farklı rivayet ortaya atılmıştır. Bu rivayetlerden biri de Bâyezid’in kendisine üç tane nasihatta bulunduğu ve Timur’un bunları kabul edip uygulamaya çalışmasıdır. Fakat Bâyezid’in demir bir kafese konulduğunu ileri sürenler de olmuştur. Yıldırım Bâyezid esaret altındayken bir süre sonra da vefat etmiştir. Padişahın ölüm sebebi hakkında da çeşitli söylentiler vardır. Aşıkpaşazâde ve Neşrî tarihleri ile anonim Âl-i Osman tarihleri Bâyezid’in kendini zehirlemek suretiyle intihar ettiğini rivayet ederken; Şükrullah Enverî, Karamanî Mehmed Paşa, Acem Hamidî, Konyalı Mehmed bin Hacı Halil ve Behiştî gibi isimler de Bâyezid’in eceliyle öldüğünü söylemişlerdir. 

        En nihayetinde Ankara Savaşı birçok kötü neticeyi beraberinde getirmiştir. Bir yandan bir  Osmanlı padişahının esaret altında ölmesine neden olurken öbür yandan Yıldırım Bâyezid’in geride kalan dört oğlu arasında 11 yıl sürecek olan -fetret devrini-  bir taht mücadelesini başlatmıştır. Aynı zamanda Yıldırım Bâyezid’in geniş ölçüde Anadolu Türk Siyasi birliğini sağladığı topraklarda beylikler yeniden bağımsız olmuşlardır. 

         Koca çınar Osmanlı’nın büyüme sürecindeyken yaşanan bu savaş, devleti uzun bir fetret devrine sürüklemiştir. Öte yandan Yıldırım Bâyezid arkasında birçok zaviye, medrese, imaret, han ve darüşşifa bırakmıştır. Yine Bursa’da bulunan Ulucami de Bâyezid döneminden Anadolu’ya miras kalmıştır. Uzun yıllar hüküm sürecek olan Osmanlı’ya on dört yıl hizmet eden Yıldırım Bâyezid, Anadolu’yu hem düşman işgalinden muhafaza etmiş hem de bayındır hale getirmiştir. Altı asırlık çınar Osmanlı’ya; bu kadar emek vermiş, at sırtında bir savaş bitmeden diğerine koşturmuş olan Yıldırım Bâyezid’i, ölüm yıldönümünde anarak ona karşı olan vefa borcumuzu bir nebze de olsa bu yazıda onun hayatını ele alarak inşallah yerine getirebilmişizdir. 


Kaynakça
1- BAYEZİD I – TDV İslâm Ansiklopedisi
2- Ramazan Yetgin, Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi, 3
3- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/112130
4- Acâibü’l- Makdûr, s.333-334, İbni Arabşah5.
5- https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/720/tur

196

Şüheda Bektaş

İBN HALDUN ÜNİVERSİTESİ / İslami İlimler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir