Yazar, Vekil, Hoca-Hasan Basri Çantay

Yazar, Vekil, Hoca-Hasan Basri Çantay

Bazı insanlar vardır, işin adamıdır onlar. Her daim bir gayret içerisindedirler. Zamanlarını daima bir çaba ve çalışma içerisinde geçirirler. Çizgileri olan bu kimseler doğru bildikleri yolda azimle çalışırlar. Dört mevsim meyve veren bir ağaç gibidirler. Hasan Basri Çantay’da bu kimselerden birisi. Yazımıza başlık koyarken biraz düşündüm. Sonra bu üç kelimeyi koymaya karar verdim. Zira her biri ayrı ayrı gayret isteyen bu işlere münasip olmakta kolay olmasa gerek. Yazımızda Hasan Basri Çantay’ın hayatını ele alacağız. Bu hususta her zaman olduğu gibi Diyanet İslam Ansiklopedisi’nden[1] ve İsmail Çalışkan’ın yazdığı kitaptan faydalandık[2]. Bu arada bir hususa da değinmek istiyorum. Birkaç sene önce Diyanet İşleri Başkanlığı güzel bir işe daha imza atarak son dönem şahsiyetlerimizin hayatlarıyla ilgili kitaplar yayınladı. Hasan Basri Çantay, Nureddin Topçu, Elmalılı Hamdi Yazır gibi zatların hayat hikayeleri detaylıca ele alınmış. Daha fazla bilgilenmek isteyenler bu eserleri okuyabilirler. Yine Hasan Basri Çantay ile ilgili de zikrettiğim kitap güzel bir kaynak olacaktır. Yine bu alanda yani Hasan Basri Çantay’ın hayatı ve eserleri hakkında hazırlanmış doktora çalışması da incelenebilir.[3]

Hasan Basri Çantay 1887 yılında Balıkesir’de doğmuştur. Ailesi ticaretle uğraşmaktadır. Babasının İslam Alimi Hasan Basri’den esinlenerek oğluna da bu adı koyduğu düşünülmektedir. Hasan Basri Çantay ilkokula başlamadan önce halk arasında Arap Hoca olarak bilinen yörede tanınan bir alimden ilk tahsilini almıştır. Tahsil hayatı güzel giden genç Hasan Basri yaşanan bazı olaylar sebebiyle ailesinin geçimini üstlenmek zorunda kalmıştır. Daha sonra yazdığı bir şiir sebebiyle mutasarrıfın dikkatini çekmiş, bu vesileyle memuriyete başlamıştır. Memuriyeti süresince de eğitime ve okumaya çok önem vermiştir. Hasan Basri Çantay gözlerindeki rahatsızlık sebebiyle İstanbul’a gitmiş, burada Mehmet Akif ile tanışmıştır. Bu tanışıklık uzun yıllar devam edecek, mecliste birlikte milletvekilliği de yapacaklardır.

Hasan Basri Çantay Balıkesir’de bulunan bir matbaayı alarak yayıncılık ve gazetecilikte yapmıştır. Birkaç yıl bu işle iştigal ettikten sonra matbaayı devretmiştir. Ancak gazetecilik ve yazarlık hayatı matbaayı sattıktan sonraki yıllarda da devam etmiştir. Hasan Basri Çantay’da dikkat edeceğimiz bir diğer hususta cemiyet ve vakıflarda aktif rol almasıdır. Karesi Tarih Encümeni, Fukara Cemiyeti, Musiki Cemiyeti, Balıkesir Su Getirme Cemiyeti, Şehit Çocukları Vakfı bunlardan bir kaçıdır. Bu kadar çeşitli kurumlarda bulunması onun ne kadar gayretli olduğunun göstergesidir. Yazımın başında da dediğim gibi bazı insanlar daima bir gayret içerisindedir. Hasan Basri Çantay’ın hayatında da bunu görmekteyiz. Memuriyet zamanında da ilmi çalışmalara devam etmiş, gazetecilik yaparken de aktif vakıf çalışmalarından geri durmamıştır. Allah hepimize gayret ve heyecan nasip eylesin. Konuyu fazla dağıtmadan Milli Mücadele’deki rolüne değinelim.

Hasan Basri Çantay gittiği yerlerde sahibi olduğu ‘Ses’ gazetesi ile anılmıştır. Milli Mücadelede 1919’daki İzmir Kongresine gidecekler arasında o da seçilmiştir. Bu süreçte Milli Mücadeleye destek için vaazlarda bulundu. Bu vaazların bazıları çeşitli yayın organlarında yayınlanmıştır. 1. Meclis’te Balıkesir Vekili olarak bulundu. Bu süreçte Balıkesir vekilleri cephe izinli sayılmıştı. Hasan Basri Çantay’da bu süreçte bizzat cephede bulunmuştur. Hasan Basri Bey, Ankara’da olduğu süreçte Mehmet Akif Ersoy ile ev arkadaşlığı yapmıştır. Bu süre zarfından Mehmet Akif’ten istifade etmiştir. Vekilliği döneminde konuşmalarında alkollü içkilerin yasaklanması, faizsiz bir bankanın kurulması, öğretmen maaşları, düğünlerde israfın önlenmesi gibi hususlara vurgu yapmıştır. Vekilliği zamanında mecliste bulunan Şeyh Mustafa Taki Efendiye intisap etmiştir. Böylece tasavvufi hayatı da başlamıştır. Başkentin Kayseri’ye taşınması gündem olduğunda Hasan Basri Efendi’nin de içinde bulunduğu bir grup vekil bu konuda diretmiş, Ankara’da kalınması hususunda ısrar etmişlerdir. 3 yıl kadar yaptığı vekillik sonrası biraz daha münzevi bir hayat yaşamıştır. Vekillik sonrası hayatına değinmeden buraya bir parantez açmak istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde bir dostumla sohbet ederken çok etkileyici bir söz söyledi. Gündemden, olanlardan konuşurken ‘Biz işimize bakacağız’ dedi. Bilmiyorum, belki de bana etkileyici gelmiştir ancak çok net bir söylemdi. İnsanın gerçekten bunu zaman zaman kendisine hatırlatması gerekiyor. Şartlar ne olursa olsun bizim işimize bakmamız gerekiyor. Hasan Basri Çantay’da da bunu görebiliyoruz. Şartlar ne olursa olsun işine bakmış ve faydalı bir insan olma gayesiyle hareket etmiş. Zira yaşadığı dönemi göz önünde bulundurursak bir şeyler yapmanın bugüne nispetle daha zor olduğunu söylememiz mümkün. Konuyu fazla dağıtmadan meclis sonrası hayatından devam edelim.

Balıkesir’e dönüşü sonrası edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Bu süreçte Hilal-i Ahdar Cemiyetinde bulunmuştur. Daha sonraki süreçte Hasan Basri Bey ‘Zihin yorgunu hastası’ oldu. İstanbul’da bir süre tedavi sonrası 1928 yılında emekli oldu. Bundan sonraki hayatı yazmakla geçmiştir diyebiliriz. Artık belli bir kemale eren Hasan Basri Bey önemli eserlerini emeklilik devrinde yayınlamıştır. 1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olmuştur. DP yüksek oy almasına rağmen Hasan Basri Çantay yeterli oyu alamadığı gerekçesiyle vekil olamamıştır. Bundan sonraki süreçte herhangi bir teşebbüsü daha olmamış kendini eserlerine adamıştır.

1951 yılında Kur’an-ı Hâkim ve Meal-i Kerim adlı eserini tamamlamıştır. İlim Yayma Cemiyeti’nin ve İmam Hatiplerin kuruluşunda çalışanlardan birisi olmuştur. Zaman zaman İstanbul İmam-Hatip okulunda dersler vermiştir. 1960 ihtilali sonrası İstanbul’a fazla gitmemiş, ikametini Balıkesir’de sürdürmüştür. Akif’i anma programı niyetiyle son kez 1963 yılında İstanbul’a gitmiş, burada da yaşlılık sebebiyle derli toplu konuşamayacağını, gençleri dinlemek istediğini belirtmiştir. 1964 yılında vefat etmiştir. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı’ya defnedilmiştir. 1971 yılında yapılan bir nakille mezarı Mehmet Akif’in mezarının yanına taşınmıştır. Kitaplarının bir kısmını Süleymaniye, bir kısmını ise Beyazıt Kütüphanelerine bağışlamıştır. Kitaplarının bir kısmı da Balıkesir’de kalmış, Bir kısmı Ankara’ya bir kısmı ise Balıkesir Üniversitesine nakledilmiştir. Müçteba Uğur’un Hasan Basri Çantay hakkında yazdığı şiirden bir parça naklederek yazımızı sonlandıralım.

‘Baş döndürücü bir hızla akarak geçen zaman,

Onu da aldı elden, şu ecelden el-aman.

Hasan Basri de gitti bıraktı bizi yetim,

Ağlıyor ona şimdi bütüne erbab-ı ilim.

Şairdi, müfessirdi, kamildi, muttakiydi, Alimdi o devrinde Hasan Basri gibiydi.


[1] Dia Hasan Basri Çantay Maddesi
[2] Çalışkan İsmail, Hasan Basri Çantay, DİB Yayınları, 2017, Ankara.
[3] Kapukaya Zeliha, Hasan Basri Çantay’ın hayatı ve eserleri üzerinde bir inceleme, Balıkesir,2015.

89

Yunus Emre ALBAYRAK

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi/İlahiyat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir