Yaşam Döngüsü

Yaşam Döngüsü

İnsan dünyaya geldikten sonra farkına vardı.  Daha hiçbir şey kaybetmemesine rağmen bir şey kazanmıştı; hayatını. Oysa insanın gözü hiçbir zaman kazandıklarında değil aksine kazanamadıklarındadır. Çünkü daha fazlasını elde edebilecekken şu an için sadece elindekiyle yetinmek zorunda ve hayatın ilk sınırlandırmasını da bu  şekilde yaşamış bulunmaktaydı. Daha yeni kazandığı hayatının ona uyguladğı sınırlandırma. Hani  varlığından bile haberdar olmadan bir anda kendini içinde bulduğu hayatı. Belki de ilk darbesini burada yemişti insan. İlk kuralları, ilk demir parmaklıkları gördüğü görkemli hapishanesi.

Artık birtakım sorunların baş gösterdiğini değil de, mülk kavramının bi hayli ihtişamlı oluştuğunun farkına varan insanın kazanma içgüdüsü tekrardan hareketlenmeye başlar. Duraklama zamanı olmayan bu içgüdü, işte insanın en zayıf noktasıdır. İnsan kazanmadan yaşayamaz; insan yaşamadan kazanamaz da. Bu yaşam-kazanmak-ölüm arasındaki gereksiz sirkülasyon içinde ısrarla sürüklenmeye devam eden insan, hala farkında değildir ama bu yaşam döngüsünde her şey başa sarıyordu. Gün bile öyleydi yani. Sabah kalkar, kazanmak için verdiği mücadele bitince uyur ve sonraki günden devam ederdi. Hayatsa bunun gibi değil, insan  kendine göre bu şekilde evriltmişti aslında. Hiçbir şey geldiği gibi değil, her şey bir şekilde form değiştiriyordu. Ama ortak noktaları şu ki: o günlerini bile cebinde taşıyan, hırsından elinde olsa geceyi yakıp yıldızları toprağa gömecek, hatta bu denli güce sahip olup zamanın akışına yön veren insanı bile sınırlandıran hayat ve öncesinde kalanların hepsinin ortak noktası sonlu olmaları. Ve sonlu olan hiçbir şey yeteri kadar haz vermez, anlıktır. O zaman zarfı içerisinde gerçekleşir ve daha sonrasında aynısı için tekrarı gerekir. Rutine binmeye musait bir tadımlık zevktir aslında. Ve eğer bir şey ne kadar rutine binerse o kadar değersizleşir. Hayat ise yalnızca değerli bir amaca hizmet ettiği sürece kıymetlidir

 O yüzden bu kadar rutinin, bu kadar döngünün arasında insanın kazanbileceği değerli olan tek bir şey kalmıştı artık: Ölüm. Eğer ölümü kazanırsa hayatını yok etmiş olur. Ve eğer hayat yok olursa sonlu şeyler de yok olur ve zıttı başlamak zorunda kalır. Eğer başlamayacak olsaydı bu kavramların hiçbiri kullanılmaz olurdu. Tıpkı gündüz olmasa gecenin olduğunu söyleyememek gibi. Ya da ölüm olmasa hayatın oluğunu söyleyememek gibi. Dolayısıyla sonlu her şey de yok olduğuna göre bitmek yolunda hiçbir şey kalmamış olur. Ölüm hayatı öldürürse, sonsuzluk da sınırlılığı öldürür. Bunun sonucunda artık yeni bir hayata kavuşur insan. Ölümsüz bir hayata…

171

Ferhat TURCİHAN

GENEL YAYIN YÖNETMENİ Haliç Üniversitesi

Yaşam Döngüsü” için bir yorum

  • Şubat 23, 2022 tarihinde, saat 9:35 pm
    Permalink

    Kalemine sağlık kardeşim.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir