Türkiye’nin Yumuşak Gücü: TİKA

Türkiye’nin Yumuşak Gücü: TİKA

      Ülkeler ilişki içerisinde bulunduğu diğer devletlerle bağ kurarken genellikle kendi sözlerinin geçmesini isterler, aynı zamanda bu kişiler arasında da böyle değil midir? Devletler de insanlar gibidir ve sözü geçen ülke genellikle güçlü olan ülkedir. Güç ise sadece zorla yaptırmaktan ibaret değildir. Biz, burada güç kavramına ve çeşitlerine kısaca değinerek devletimizin önemli kurumlarından biri olan yumuşak gücü TİKA(Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı)’yı anlatacağız.

     Öncelikle güç kavramına değinecek olursak, gücü yumuşak ve sert güç olarak ikiye ayırabiliriz. Yumuşak güç kavramı, ilk defa 1990 yılında Joseph S. Nye’ın kendi ifadesi ile “Liderliğe Zorunluluk: Amerikan Gücünün Değişen Doğası” adlı kitabında ve bu kitabından derlediği “Yumuşak Güç” adlı makalesinde ele alınmıştır. Nye’a göre yumuşak güç, havuç ya da sopa kullanan sert gücün aksine, istediğimiz sonuçlara somut para ya da tehdit kullanmadan, dolaylı yoldan yani gücün ikinci yüzünü kullanarak erişebilme yeteneğidir. Güç kavramının uygulaması hedef aktörde şüphe, nefret ve korku gibi olumsuz duygulara neden olabileceği gibi tam tersi olarak güvenlik, huzur, cazibe, saygı, neşe ve itimat gibi duygulara da neden olabilmektedir.[1]

     Küreselleşmeyle birlikte dünyada gücün ekseni değişmiş, bu da gücün uygulanma şeklini değiştirmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, şiddet dışında kalan ve bazı çekici unsurlar ile diğer ülkeleri yandaş olmaya teşvik eden bu uygulamalar yumuşak güç uygulamaları olarak tanımlanabilir. Ülkeler güçlerini yeri geldiğinde ekonomik ve askeri olarak göstermeyi yeri geldiğinde de bu araçlar dışında kalan gelenek, kültür ve eğitim gibi araçlar ile göstermeyi bir dış politika olarak kendilerine benimseyebilirler. Türkiye’nin de bu yumuşak güç alanında YTB, Yunus Emre Enstitüsü ve TİKA gibi  aktif olan çok değerli kurumları bulunmaktadır.[2]

     Balkanlar ve Anadolu coğrafyasına baktığımızda bir imparatorluk olarak Osmanlı’nın üç kıtada iki kanatlı bir şekilde altı asır hüküm sürdüğünü görüyoruz hatta kimi tarihçiler Balkanlar’ın Anadolu’dan daha fazla Osmanlı olduğunu ve o coğrafyada daha fazla Osmanlı eseri olduğunu öne sürerler. TİKA ise yaptığı faaliyetlerle çeşitli coğrafyalarda Türk ve İslam mimarisine sahip çıkmakla birlikte birçok önemli faaliyeti yürütmektedir.[3]

    İkinci olarak TİKA’nın tarihçesine bakacak olursak, 1991 yılında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasından sonra dünyada önemli değişiklikler yaşandı. Orta Asya ve Kafkasya’da birçok devletin bağımsızlığını kazanmasıyla birçok yeni ulus-devlet ortaya çıktı. Ortak tarihi ve kültürel değerleri paylaştığımız bu devletlerin Türkiye’den büyük beklentileri vardı.

     Bu ülkeler, piyasa ekonomilerini kurmadan önce uzun bir yol kat etmişler ve geçiş döneminde donör ülkeler, Dünya Bankası ve IMF tarafından sunulan kalkınma işbirliğine güvenmişlerdir. Bu bağlamda TİKA, özellikle Türk Cumhuriyetleriyle tarihi ve kültürel olarak bağlı olduğumuz ülkemizin doğal coğrafyasında güçlü işbirlikçi bağları geliştirmek amacıyla 1992 yılında kurulmuştur.

     Tam olarak 30 yıl önce kurulan TİKA, kurumsal büyümesini sürdürerek Orta Asya ve Balkanlar’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada, her yıl daha fazla ülkede ofisler açmış, ilgi alanı olarak ise doğumdan ölüme kadar insan yaşamını ilgilendiren tüm konularda kaliteli projeler üretmiştir.

     Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, kuruluşunda 480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Dışişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kurulmuş olsa da 1999 yılında Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile Başbakanlığa bağlanmış ve son olarak 15 Temmuz 2018 yılından beri kamu tüzel kişiliğine sahip ve özel bütçeli olarak nitelendirilmekle birlikte, faaliyetlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak yürütmektedir.

     TİKA’nın temel mottosu aslında herkesin eşit şartlarda yaşayabilmesi için çaba harcamaktır. Son yıllarda faaliyetlerinde değişikliğe giden kurum, sadece balık tutmakla kalmamakta, aynı zamanda balık tutmayı da öğretmek için çabalamaktadır ve bunu yaparken bölge halkının fakir, yardıma muhtaç insanlarıyla çalışmaktadır. TİKA Başkanı Serkan Kayalar’ ın da örnek olarak verdiği üzere kocası vefat eden bir kadına TİKA tarafından çıkılan destekle kadının bir üretim atölyesi açması bu duruma verilebilecek en güzel örnektir.

     TİKA yardıma muhtaç olan Balkan Bölgeler’inde hedef kitleye dahil olan gruplara verilen meslek edindirme kurslarıyla da ilgilenmektedir. Böylelikle TİKA’nın istihdam yaratıcı faaliyetler içinde olduğu da gözlenir. Bölgede en fazla faaliyet yürüttüğü ülkeler Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya ve Arnavutluk’tur. Bu durumun sebebi, Türkiye’yle gönül bağı olan halkların nüfusça ağırlığı, onların ihtiyaç ve talepleri ve son olarak bu ülkelerin TİKA faaliyetlerine yaklaşımlarındaki pozitif duruşlarıdır.[4]

     Üçüncü ve son olarak TİKA’nın hakkında genel bilgilere bakacak olursak Türkiye, Soğuk Savaş’tan sonra o günlerde bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetlerini tanıyan ilk ülke olmuştur. O dönemden sonra Türkçe konuşan ülkelerle ilişkilerimiz Türkiye’nin eskimeyen vizyonu olmuş ve bu vizyon küresel politikaların son 25 yılında önemli bir yer kazanmıştır. Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’dan oluşan bu devletlerle ortak bir dile, ortak bir hafızaya ve ortak bir kültüre sahip olmamız ikili ve bölgesel ilişkilerin güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Türkiye ve Orta Asya ülkelerine, tek milletin farklı devletleri gibi davranmış; dış politikamız bölgede çok yönlü ve proaktif bir anlayış sergilemiştir. Tüm bunlar Türkiye’nin dışarıdaki elini güçlü tutan faktörlerdir. Bağımsız kararların alınabilmesi için güçlü bir ülke olmak gerekmektedir, bu ise güçlü ilişkilerle mümkündür.

     Türkiye’nin kamu diplomasisi için ilk başta yaptığı dış yardımlar zaman içinde farklılık göstermeye başlamış ve uzun soluklu projelere, kalkınma merkezli işbirliği çalışmalarına dönüşmüştür. Bunun sonucunda bu projeleri takip edecek, not alacak bir kuruma ihtiyaç duyulmuş, bölgelerde yapılacak faaliyetleri ve dış politika önceliklerini uygulamak üzere TİKA kurulmuştur. Eğitim, sağlık, turizm, tarımsal kalkınma, restorasyon, maliye, sanayi alanında bir çok proje ve faaliyet TİKA tarafından gerçekleştirilmektedir.

     TİKA’nın faaliyet alanını inceleyecek olursak yıllar içinde genişlediğini görürüz. 2002 yılında 12 olan Program Koordinasyon Ofisi sayısı bugün 60 ülkede 62 Program Koordinasyon Ofisi ile 5 kıta 150 ülkede kalkınma merkezli faaliyet göstermektedir. Bu aslında ülkemizin dünyada ve bölgesinde önemli bir aktör haline gelmek için 2000’li yıllardan itibaren dış politika anlayışını değiştirdiğini göstermektedir. Ülkemiz her geçen gün çalıştığı ülke sayısını artıran TİKA aracılığı ile dost, kardeş ve akraba ülkelere yönelik olarak yaptığı çalışmaların temelinde bir barış kuşağı oluşturma gayesini gütmektedir. Türkiye, TİKA aracılığıyla Pasifik’ten Orta Asya’ya, Ortadoğu ve Afrika’dan Balkanlara, Kafkasya’dan Latin Amerika’ya kadar birçok ülke ile bilgi ve tecrübesini paylaşmaktadır.

     Dünyada en fazla yardım yapan ülke olan Türkiye’nin 2002 yılında kalkınma yardımları 85 Milyon ABD doları iken bu rakam 2017 yılında 8 milyar 120 milyon ABD dolarına yükselmiştir. Türkiye’nin kalkınma yardımlarını kayıt altına alan TİKA ise üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasında işbirliği mekanizması görevi yürütmekte; tüm bu aktörleri ortak paydalarda buluşturmaktadır.[5]

     Sonuç olarak, TİKA uluslararası ilişkiler alanında çok önemli bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte ülkemizin kamu diplomasisi alanında elini güçlü tutmasını sağlayan önemli kurumlarından biridir. Çok fazla bir bütçeye sahip olmamasına rağmen çok önemli faaliyetler yürütebilmektedir. Türkiye, dünyada yumuşak gücüyle, sevilen yüzüyle tanınmak istemektedir. Her ne kadar bazı ülkelerle milli çıkarlarımızdan dolayı anlaşamasak da ülkemiz yaptığı yardımların miktarlarıyla ön plana çıkmaktadır. Bu ise Türkiye’nin eline güçlü bir koz vermekte, Batılı’ların Türkiye’yi barbar ve vahşi topluluk gibi yansıtmasını engellemektedir.


[1] Cengiz Özel, “Yumuşak Güce Bütünsel Bakış”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, 10 Mayıs 2018, 1-27, https://doi.org/10.28956/gbd.422722.
[2] Kürşad Emrah Yildirim ve Ali Yildirim, “Türkiye’nin Yumuşak Güç Sembollerinden Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na Genel Bakış”, Karadeniz, 20 Mart 2017, https://doi.org/10.17498/kdeniz.297888.
[3] Ayhan Nuri Yilmaz ve Gökmen Kiliçoğlu, “Balkanlar’da YTB ve TİKA’nın Türk Kamu Diplomasisi Kurumları Olarak Faaliyetleri ve Türkiye’nin Bölgedeki Yumuşak Gücüne Etkileri”, Finans Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Dergisi 2, sy 2 (01 Temmuz 2017): 115-31.
[4] Yılmaz ve Kılıçoğlu.
[5] “TİKA – Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı”, erişim 19 Mayıs 2022, https://www.tika.gov.tr/tr/sayfa/hakkimizda-14649.

KAYNAKÇA
1- Özel, Cengiz. “Yumuşak Güce Bütünsel Bakış”. Güvenlik Bilimleri Dergisi, 10 Mayıs 2018, 1-27. https://doi.org/10.28956/gbd.422722.
2- “TİKA – Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı”. Erişim 19 Mayıs 2022. https://www.tika.gov.tr/tr/sayfa/hakkimizda-14649.
3- Yildirim, Kürşad Emrah, ve Ali Yildirim. “Türkiye’nin Yumuşak Güç Sembollerinden Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na Genel Bakış”. Karadeniz, 20 Mart 2017. https://doi.org/10.17498/kdeniz.297888.
4- Yilmaz, Ayhan Nuri, ve Gökmen Kiliçoğlu. “Balkanlar’da YTB ve TİKA’nın Türk Kamu Diplomasisi Kurumları Olarak Faaliyetleri ve Türkiye’nin Bölgedeki Yumuşak Gücüne Etkileri”. Finans Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Dergisi 2, sy 2 (01 Temmuz 2017): 115-31.

93

Fatih YİĞİT

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi/Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir