Türkiye’nin Afrika Açılımı

Türkiye’nin Afrika Açılımı

İnsanlar birbirleri arasında ilişki kurduğu gibi devletler de ülkelerle çeşitli ilişkilerin içerisine girer. Özellikle küreselleşen dünyada bu neredeyse kaçınılmaz hale gelmiştir. Düşman ülkeler bile birçok konuda birbirlerinden nefret etse de alışverişe devam etmektedir. Örnek olarak son zamanlarda gündem olduğu gibi doğalgaz konusunda AB’nin (özellikle de Almanya) Rusya’ya, Rusya’nın da AB’ye bağımlı olması verilebilir. Biz ise burada Türkiye’nin Afrika’yla olan ilişkilerini inceleyeceğiz.

     Türkiye’nin dış politika önceliklerinde Afrika ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek uzun yıllar boyunca yoktu. Çeşitli yardımlar yapılarak 1960’lı  ve  1970’li  yıllar  boyunca  Asya-Afrika  ülkeleriyle bozulan  ilişkiler  düzeltilmeye  çalışılsa  da,  bu konuda gerekli kararlılık ve tutarlılık gösterilememesi sonucu atılan adımlar istenilen  başarıyı  getirmemiştir. 1980’li  yıllar da ise daha  çok  iç  sorunlarla vakit kaybedilmesinin ardından Soğuk Savaşın sona ermesinin de etkisiyle, farklı bölgelerde daha aktif bir dış politika izlenmesi kararı alınmıştır. Uzun yıllar Batılı olma arzusuyla hareket eden Türkiye, bugün “Üçüncü Dünya” ülkeleriyle olan ilişkilerini artırmaya çalışarak aslında radikal bir karar almıştır. Bu kararda en çok 2003 yılında resmi olarak ilan edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adaylığı etkilidir[1]. Burada söz konusu değişim, ekonomi başta olmak üzere siyasi ve kültürel olarak üç farklı başlıkta incelenecektir.

     İlk olarak ekonomik ilişkilere bakacak olursak, Türkiye Afrika ile ilişkilerinde ekonomik ve ticari faaliyetlerden insani yardım girişimlerine kadar birbirini tamamlayan ve kararlı adımlarla ilerlemektedir. Örnek olarak Türkiye’nin, Güney Afrika ile stratejik ortaklık yolunda ilerleyen ilişkilerinin yanısıra Somali’de yaşanan insani krizde önemli bir görev üstlenmesi verilebilir[2]. Türkiye, ayrıca son on yılda ivme kazanan insani yardımlarla 2020 yılında gayrisafi milli gelirinin 0,98’ini insani yardım için ayırarak “Dünyanın en cömert ülkesi” olmuş ve kendisinden zengin olan birçok ülkeyi de açık ara farkla geride bırakmıştır. Bu yardımların ise büyük bir kısmının Afrika’ya yapıldığını görüyoruz[3].

     Bir ülkeyle ticaretin gelişebilmesi için öncelikle ikili ilişkilerin iyi olması ve halk düzeyinde de insanların ikili ilişkilerde karşılıklı olarak güven duygusuna sahip olması lazımdır. Afrika’da Türkiye kamu diplomasisiyle yumuşak gücünü kullanarak, gerek insani yardımlarla gerekse eğitim yardımlarıyla halkın sevgisini kazanmayı başarmıştır. Bu ticaretin gelişmesine önemli ölçüde yardım etmektedir. Ayriyeten, Afrikalı öğrencilere ülkemiz tarafından sağlanan burslarla uzun vadede Afrika politikasının tahkim edilmesinde çarpan etkisi oluşturacağı tahmin edilmekte olup Türkiye’nin 1992 yılından bu yana lisans, lisansüstü ve doktora yapan 14.000’den fazla Afrikalı öğrenciye burs verdiğini görüyoruz.

     Bu politikanın etkilerini aslında bugün almaya başladık diyebiliriz. Örneğin, Zanzibar’ın bugünkü devlet başkanı Dr. Hussein Mwinyi, Marmara Üniversitesi mezunudur ve yaptığı açıklamalarla ülkemize duyduğu sevgiyi açıkça belirtmektedir[4].

     Bir ülkenin bir bölgeyle olan ilişkilerinin seviyesini uçak seferlerinden de anlayabiliriz ve Afrika bölgesinde pandemi öncesi Kıta’daki sefer sayısı 39 ülkede 60 noktaya sefere ulaşan THY, seyahat yasaklarının kalkmasıyla uçuş sayısını tedricen artırmaktadır. Bugün THY Afrika’da en çok bölgeye uçan şirketlerden biridir ve bu Afrika şartlarında kolay bir durum değildir.

     Bir bölgede havalimanının olması doğru politikalar sonucu yatırıma sebep olur. Bu ise uçuş seferlerine yansır. Bugün Türkiye’nin Afrika bölgesine uçuşlarının artmasının en büyük sebebi ikili ticaretin artması ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da sürekli söylediği kazan-kazan formülüdür. Bu artışın sonuçları olarak birkaç örneği inceleyebiliriz: Örneğin, bugün Afrika’da  Türk müteahhitlik firmalarının üstlendiği proje hacmi hızla büyüyerek 71,1 milyar Dolar düzeyine ulaşmıştır. Diğer bir ticaretin artışını gösteren veri ise Afrika Kıtası’yla toplam ticaretimizin 2003 yılında 5,4 milyar Dolar seviyesinden, 2020 yılı sonu itibariyle 25,3 milyar Dolar seviyesine ulaşmasıdır[5].

     Peki Türkiye neden bu ilişkilere önem veriyor diye düşünürsek aslında cevabı çok basit. Afrika yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin bir ülke ve Afrika merkezli Afrasia Bank tarafından yayınlanan 2018 Afrika Varlık Raporu’na göre, 2007-2020 dönemini kapsayan 13 yıllık süreçte Afrika’nın ekonomik varlığı yüzde 15 oranında artmıştır. Tahminler ise Afrika’nın ekonomik varlığının 2027 yılı sonunda yüzde 34 artmasını öngörüyor[6].

   Siyasi ilişkilere bakacak olursak, Kapsamlı bir Afrika politikası hedefi ile 1998 yılında ilk somut adım atılmış ve geniş kapsamlı bir eylem planı hazırlanarak Afrika kıtasındaki ülkelerle ekonomik, kültürel ve insani boyutlu ilişkilerin geliştirilmesi hedeflenmiştir(Aydın, 2014: 4) 2005 yılının Türkiye’de “Afrika yılı” ilan edilmesinden itibaren, Türk dış politikasında pro-aktif politikaya geçişin önemli ve belirgin bir yansımasıdır

     Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Türkiye’nin Afrika ile işbirliği vizyonunu“eşitlik, şeffaflık ve sürdürülebilirliğe dayalı karşılıklı kazanç politikasına dayandığı” şeklindeki açıklaması, bir nevi Türkiye’nin kıta politikasının özeti şeklindedir. Bu bağlamda Türkiye’nin Afrika’ya yaklaşımı ‘Afrika Sorunlarına Afrikalı çözümler’ perspektifinde ilerlemektedir. Burada aslında Batılı ülkelere de bir gönderme vardır. Çünkü baktığımızda Batılı ülkelerin Afrika’yı sömürmekten başka bir amacının olmadığını, yerli halkın kaynaklarını çok ucuz bir şekilde kendi ülkelerine taşıdıklarını görüyoruz. Türkiye ise burada kıta bölgesine, Batı’ya kıyasla bambaşka bir vaatle gelmektedir. Bu vaat aslında etkili olmuş gibi de görünüyor. Çünkü yerli halkın bir kısmının Türk bayrağı taşıması ve tişörtünü giymesi ülkemize duyulan sempatiyi göstermektedir[7].

     Bu çerçeveden bakıldığında bölgeyle olan ilişkilerimiz oldukça artmış, 2005 yılında Afrika’ya Açılım Politikamız süreci kapsamında Afrika Birliği’ne gözlemci üye olmamız ve 2008 yılında ülkemizin AFB’ne stratejik ortak olarak ilan edilmesiyle ivme kazanmıştır. Böylelikle bölge ülkeleriyle başta siyasi ilişkiler olmak üzere yatırımlar, ticaret, kalkınma projeleri, güvenlik ve askeri işbirliği ve kültürel projeler, gibi birçok alanda hızlı ilerleme sağlanmıştır. Son süreçte ise başarılı bir şekilde sonuçlanan açılım politikası yerini 2013 yılından itibaren Afrika Ortaklık Politikasına bırakmıştır.

     Siyasi ilişkilerin en büyük göstergesi diplomatik misyon şefinin varlığıdır, ülkeler iki ülke arasındaki kriz anında ilk olarak diplomatik misyon şeflerini geri çağırırlar veya artan ilişkilerde öncelikle bu şeflerini gönderirler ve Afrika’da 2002 yılında sadece 12 Büyükelçiliğimiz bulunmasına karşın 2021 yılında bu sayı 43’e yükselmiştir. Sadece 2009’dan 2021’e  kadar ki olan süreçte 31 tane daha büyükelçiyi bünyesine ekleyerek Afrika’da en çok büyükelçilik açan ülke olan Türkiyemiz, sayıyı 50’ye yükseltmeyi hedeflemektedir[8]. Bu ise ileride ilişkilerin daha da güçleneceğinin bir belirtisidir. Diğer bir bakışla, Afrika ülkeleri de bizim bu ilgimizi karşılıksız bırakmamış, 2008 yılının başında 10 olan Ankara’daki Afrika Büyükelçiliklerinin sayısını 37’ye çıkarmışlardır.

     İki ülke arasındaki kültürel ilişkilere baktığımızda, yukarıda anlatılanların kültüre etki etmesi mutlak bir gerçektir. Çünkü bir ülkenin desteğini aldığınız zaman onun kültüründen etkilenirsiniz. Bugün Afrika’da Büyükelçiliklerimizin yanı sıra TİKA, AFAD, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları gibi kurumlarımızla kıtadaki faaliyetlerimiz daha da yaygınlaştırılmıştır. Kültürel açıdan ise en çok işi Yunus Emre Enstitüsü(YEE) yapmaktadır.

     Kalkınma yardımları ile ilgilenen TİKA, Afrika’da 22 temsilcilikle çalışmalarını yürütürken YEE de 10 ülkede kültür merkezleriyle faaliyet gösteriyor. Batı Afrika ülkelerinde Senegal, Moritanya ve Gambiya, Doğu Afrika ülkelerinde Somali, Sudan ve Ruanda, Kuzey Afrika’da Cezayir, Fas ve Tunus’ta ofisleri bulunan YEE son olarak Nijerya’nın başkenti Abuja’da merkeziyle Türkçenin tanıtılmasını sağlamak için çalışmalar yürütmektedir. Aynı zamanda YEE, Türkçe öğreniminin yanında kültür-sanat alanlarında faaliyetler yürüterek Afrikalılar ile farklı alanlarda işbirliği ve yakınlaşmayı da sağlamaktadır[9].


[1] Tepeci̇Kli̇Oğlu Elem Eyrice, “Afrika kıtasının dünya politikasında artan önemi ve Türkiye-Afrika ilişkileri”, AFR 1, sy 2 (2012): 59-94, https://doi.org/10.1501/africa_0000000011.
[2] Mehmet Öztürk, Türk dış politikasındaki açılım bağlamında türkiye-sahraaltı afrika ilişkileri: 2005-2011 (İnönü Üniversitesi / İİBF, 2019), https://search.ebscohost.com/login.aspx?direct=true&db=ir01942a&AN=hmn.inonuunivers..0f0666b8503b096f41a8694ea685acbc&lang=tr&site=eds-live&scope=site&authtype=ip,uid.
[3] “T.C. Dışişleri Bakanlığı’ndan”, T.C. Dışişleri Bakanlığı, erişim 01 Mart 2022, https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin_-insani-yardimlari.tr.mfa.
[4] “Zanzibar’ın yeni devlet başkanı Marmara Üniversitesi mezunu”, turkiyegazetesi.com.tr, erişim 01 Mart 2022, https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/743406.aspx.
[5] “T.C. Dışişleri Bakanlığı’ndan”.
[6] Adem Kılıç, “Türkiye’nin Afrika Politikası ve Afrika’daki Varlığı”, M5 Dergi (blog), 24 Ocak 2021, https://m5dergi.com/dunya/turkiyenin-afrika-politikasi-ve-afrikadaki-varligi/.
[7] Kılıç.
[8] Murat Özgür Güvendik, “Türkiye’nin ‘Afrika açılımı’ büyükelçilik ağıyla genişliyor”, erişim 01 Mart 2022, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiyenin-afrika-acilimi-buyukelcilik-agiyla-genisliyor-/2394828.
[9] Gökhan Kavak ve Tufan Aktaş, “Türkiye’nin Afrika’da etkisi artıyor”, erişim 02 Mart 2022, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiyenin-afrikada-etkisi-artiyor/2398371.

KAYNAKÇA

1- Elem Eyrice, Tepeci̇Kli̇Oğlu. “Afrika kıtasının dünya politikasında artan önemi ve Türkiye-Afrika ilişkileri”. AFR 1, sy 2 (2012): 59-94. https://doi.org/10.1501/africa_0000000011.
2- Güvendik, Murat Özgür. “Türkiye’nin ‘Afrika açılımı’ büyükelçilik ağıyla genişliyor”. Erişim 01 Mart 2022. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiyenin-afrika-acilimi-buyukelcilik-agiyla-genisliyor-/2394828.
3- Kavak, Gökhan, ve Tufan Aktaş. “Türkiye’nin Afrika’da etkisi artıyor”. Erişim 02 Mart 2022. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiyenin-afrikada-etkisi-artiyor/2398371.
4- Kılıç, Adem. “Türkiye’nin Afrika Politikası ve Afrika’daki Varlığı”. M5 Dergi (blog), 24 Ocak 2021. https://m5dergi.com/dunya/turkiyenin-afrika-politikasi-ve-afrikadaki-varligi/.
5- Öztürk, Mehmet. Türk dış politikasındaki açılım bağlamında türkiye-sahraaltı afrika ilişkileri: 2005-2011. İnönü Üniversitesi / İİBF, 2019. https://search.ebscohost.com/login.aspx?direct=true&db=ir01942a&AN=hmn.inonuunivers..0f0666b8503b096f41a8694ea685acbc&lang=tr&site=eds-live&scope=site&authtype=ip,uid.
6- T.C. Dışişleri Bakanlığı. “T.C. Dışişleri Bakanlığı’ndan”. Erişim 01 Mart 2022. https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin_-insani-yardimlari.tr.mfa.
7- turkiyegazetesi.com.tr. “Zanzibar’ın yeni devlet başkanı Marmara Üniversitesi mezunu”. Erişim 01 Mart 2022. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/743406.aspx.

220

Fatih YİĞİT

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi/Uluslararası İlişkiler

Türkiye’nin Afrika Açılımı” için 6 yorum

  • Mart 22, 2022 tarihinde, saat 9:42 pm
    Permalink

    Çok faydalı bir çalışma olmuş. Devamını bekliyoruz.

    Yanıtla
  • Mart 23, 2022 tarihinde, saat 4:17 am
    Permalink

    Harika bir yazı, kaleminize sağlık

    Yanıtla
  • Mart 23, 2022 tarihinde, saat 6:11 am
    Permalink

    Okuduktan sonra birçok yeni bilgi öğrendim abi, kalemine sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir