Toplumsal Bir Tabu Olarak Aşı Aşılmazı

Toplumsal Bir Tabu Olarak Aşı Aşılmazı

İçinde bulunduğumuz evrende, birlikte yaşadığımız birçok mikro-organizma (bakteri, virüs, mantar, parazit vb.), vücudumuzu doğal bir üreme-çoğalma ortamı olarak kullanarak kendisinden ve vücudumuzun verdiği birtakım tepkilerden kaynaklanan etkileşimler sonucu çeşitli hastalıkların oluşmasına neden olmaktadır. Vücudumuzda, canlı olsun ya da olmasın, içimize giren neredeyse bütün yabancı maddeleri tanımlamaya ve etkisiz hale getirmeye yarayan bir sistem bulunmaktadır. ‘Bağışıklık Sistemi’ olarak adlandırılan bu sistemde çalışan hücrelere, ilk oluştuklarında bulundukları dokularda kendilerine vücudun kendi antijenleri, yani kimlikleri tanıtılır. Bu sayede amaçları etkisiz hale getirmek olan bu hücreler olgunlaşıp kanda ve diğer dokularda dolaşmaya başlayınca vücudun kendi hücrelerini tanırlar ve bu hücrelere karşı ölümcül reaksiyon gerçekleştirmezler (normal şartlar altında). Bunun aksine olgunlaşma evresinde kendisine hiç tanıtılmayan antijenlere karşı doğrudan antikor adını verdiğimiz savunma proteinleri üreterek tanımlayamadığı her şeyi yok etmek isterler. 

Temel düzeyde açıkladığımız bağışıklık sisteminin bu iç-dinamisinde, yabancı antijenlere karşı ürettiği antikorlarla vücudu aynı antijene karşı tekrar tekrar hasta etmemek yatar. Daha önce hiç tanımadığı bir antijene karşı bağışıklık geliştirene kadar bir hastalık sürecinden geçen vücudumuz, sonrasında o antijen ile tekrar karşılaştığında hazırda bulunan savunma proteinleri yardımıyla vücudu tekrar hasta olmaktan korur. 

Ancak her hastalık etkeni için bu durum kolay gerçekleşmez ne yazık ki. Çocuk felci, boğmaca, menenjit, verem, suçiçeği, hepatit gibi birçok hastalığa neden olan bakteri ve virüslerle vücut ilk kez karşılaştığında çok şiddetli ve çoğu zaman vücutta hasar bırakan bir hastalık sürecine maruz kalır. Bu durum, çeşitli sakatlıklar, organ yetmezlikleri ve ölüm gibi sonuçlara neden olabilmektedir. 

İstenmeyen bu gibi durumlardan korunmak için keşfedilmiş, belki temiz su kadar önemli olabilecek aşılar sayesinde vücudumuza doğrudan bu mikro-organizmaların antijenik yapıları verilerek gerekli antikorların, yani savunma proteinlerinin hasta olmadan sentezlenebilmesi sağlanmaktadır. Nitekim 18. Yüzyılda Osmanlı’da başgösteren çiçek salgınında insanlar çocuklarının kollarını ufak çiziklerle kanattıktan sonra çiçek hastalığına yakalanan diğer çocukların deri lezyonlarından aldıkları kabukları kanattıkları yere koyarak hasta çocukların lezyonlarında bulunan bakteri ürünlerini sağlıklı çocuklara vererek adeta koruyucu aşılama yapmışlardır. Bu uygulama sonrasında ölüm oranlarının ciddi şekilde düştüğünü gören zamanın İngiltere Büyükelçisi, durumu ülkesine rapor ederek benzer uygulamanın kendi ülkesinde de yapılmasının önünü açmıştır. Benzer şekilde yakın geçmişe bakarsak UNICEF verilerine göre 1989’da aşı ile önlenebilir hastalıktan dolayı 5 milyon çocuk hayatını kaybederken bu sayı günümüzde 100 binin altındadır. 

Kanıta ve gözleme dayalı tüm veriler dururken ne yazık ki çeşitli gruplar, toplumun konu hakkında ki yetersiz bilgi düzeyi ve endişesinden istifade ederek gerçekle ilgisi olmayan ifadelerle kamu sağlığını tehdit etmektedirler. Bu tarz grupların sıklıkla dile getirdiği birkaç karşıt yoruma değinelim;

  1. Aşı ile vücudumuza yabancı şeyler enjekte ederek insan zihnini ve üreme kabiliyetini kontrol altına almak istiyorlar.

Pandemi koşulları sayesinde birçoğumuz aşının üretilmesi için farklı aşamalardan geçmesi gerektiğini artık biliyoruz. Üretilen bir aşı tüm alt basamakları geçse bile dünyanın çeşitli merkezlerinde bu aşıların etkileri bağımsız kuruluşlar tarafından test edilebilmektedir. Teknolojinin bugün had safhaya ulaşmasıyla birlikte bir aşının içinde hangi moleküler maddelerin bulunduğunu tespit etmek son derece basit bir yöntemdir ve sayısız kişi ve kurumlarca bu aşılar teste, deneye tabii tutulmaktadır. Türkiye’de de birçok üniversitede bu imkan varken ve gizli bilgilerin bile saklanamayıp hızla yayıldığı günümüzde bu tarz bir bilginin ilaç üreten firma tarafından saklanması mümkün görünmemektedir. Üstelik üretici firmalar gerçekten insan zihnini ve üreme kabiliyetini kontrol altına almak isteselerdi, bunu herkesin diken üstünde olduğu aşı üzerinden değil, en az aşı kadar yaygın tüketilen ve aynı firma tarafından üretilen farklı ilaçlarla yapmaları çok daha pratik olurdu. İşte güncel olması açısından Biontech aşı üreticisi Pfizer tarafından üretilen ve toplumda hemen herkes tarafından kullanılan ağrı kesici, tansiyon ilacı gibi 100’den fazla ilacın isminin yazdığı internet adresi: https://www.pfizer.com.tr/sagliginiz-icin/z

  1. Aşıların henüz bilinmeyen pek çok zararları ve uzun dönemli yan etkileri vardır. Aşılar öldürücü bile olabilir.

Özellikle çocukluk çağı aşılarının birçoğu onlarca senedir kullanılmaktadır ve olası yan etkileri açısından dünya genelinde birçok araştırmacı tarafından bu konu araştırılmaktadır. Ancak güncel veriler ışığında aşılar, uygulama koşulları dikkate alındığında sadece geçici ve ölümcül olmayan yan etkilere (ateş, kızarıklık, halsizlik vb.) sahiptir. Buna karşın bulaşıcı hastalıklara neden olan mikro-organizmaya karşı doğrudan geçirilen hastalıklar özellikle çocuklar gibi risk grubunda bulunan kişilerde kalıcı hasar (körlük, organ yetmezliği, zeka geriliği vb) bırakabilmektedir.

  1. Aşılar tehlikeli bir madde olan civa ve thiomersal içermektedir. Bu madde otizme neden olmaktadır. 

Aşının içeriğindeki civanın otizm ile ilişkisi ortaya atılmış ancak yapılan bilimsel çalışmalarda böyle bir ilişki gösterilememiştir. Aşıların hiç birinde sinir sistemine zarar veren metil civa bulunmamaktadır. Bazı aşılarda bulunan etil civa ise 1 haftada vücuttan atılmaktadır. Bununla birlikte son 10 yıldır Türkiye’de uygulanan aşılarda civa bulunmamaktadır. Avustralya’da bir milyondan fazla çocuğu kapsayan çalışmanın sonuçları, aşılama ile otizm ya da otizm spektrum bozukluları arasında ilişki olmadığını göstermiştir. Otizm oranı, aşıdan bağımsız bir şekilde farklı risk faktörleri nedeniyle artmaktadır.

Sonuç

Aşılar toplum sağlığını korumada son derece önemlidir. Aşı olunmaması halinde yakalanan hastalığın tedavisi aşı maliyetinin kat kat üzerindedir ve kişi üzerinde de olumsuz etkiler bırakabilmektedir. 

Tarih boyunca insan sürekli bilmediğine anlam yüklemiş ve bilmediği hakkında efsaneler üreterek ondan kaçınmıştır. Bu durum, bilgiyi rehber edinmeyen bir insan için seçilebilecek en kolay yoldur. Ancak olgun bir kişi olabilmenin yükünü sırtlanmış her birey konuya mantık çerçevesinde yaklaşarak bilmediğini öğrenecek ve doğru ile yanlışı ayırt edebilecektir. 


Kaynakça:

  1. Offit PA. Thimerosal and vaccines – a cautionary tale. N Eng J Med 2007;357:1278-9.
  2. asi.saglik.gov.tr
  3. Gur E. Aşı kararsızlığı – aşı reddi. Turk Pediatri Ars. 2019;54:1-2.
  4. İstanbul Üniversitesi, Çocuk Sağlığı Enstitisü Sosyal Pediatri Doktora Programı Ders Sunumları
  5. İmmunize.org
  6. https://www.cdc.gov/vaccines/acip/index.html
  7. https://www.pfizer.com.tr/sagliginiz-icin/z
85

Samet CIRIK

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi/Tıp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir