Suni Dünyada Gerçek Olmak

Suni Dünyada Gerçek Olmak

2021 ALES sınavı tam kapanma tedbirlerine rağmen geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Ben de sınava giren adaylardan biriydim.

Sınavda öyle bir soru vardı ki günlerdir gündemden düşmüyor; soru, işten çıkardığı bir çalışanına “Üzülme en azından daha fazla kitap okuyabileceksin.” diyen bir yöneticinin tavrını irdeleyerek başlıyordu, çalışanının duygularını görmezden gelmeye çalışmasını inceliyordu. Son olarak bu yazının da konusu olan ‘toksik olumlu’ insanların kendilerine ve çevrelerine verdigi zarara odaklanıyordu. Şimdi biz de biraz bu ‘toksik olumlu’ kavramını inceleyelim, kimdir bu toksik olumlular?

Hayatın akışı içerisinde üzüntü, keder, ayrılık, kayıplar ve dahi ölümler hepsi hayata dair. Sadece mutluluk değil mutsuzluk ve hüzün de insanlar için, yeri ve zamanı geldiğinde yaşamamız gereken hatta içsel bir deneyimle bizi olgunlaştıran duygular. İşte tam da bu noktada toksik olumlu dediğimiz insanın gerçek olmayan sun-i duyguları devreye giriyor. Acıyı, üzüntüyü ve kederi yadsıyor, yok sayıyor. Sanki işinden çıkarılmamış gibi, sevdiği insandan ayrılmamış gibi gerçek duyguları ile yüzleşmekten kaçınıp ‘mış’ gibi bir hale bürünüyor.  Bu tavır bazen toksik olumlu kişiyi öyle bir duruma getiriyor ki acısını yaşamak isteyen insanları yetersizlikle suçluyor, güçsüz görüyor.

Peki gerçek duygulara ne oluyor?

Evrenin kanunu gereği varolan hiçbir şey yok olmayacağına göre yüzleşmeyi reddettiğimiz duygular büyümeye devam ediyor. Bu kısır döngü içerisinde kişi gerçek benliğinden her geçen gün daha da uzaklaşıyor. Çünkü evrimsel süreç içerisinde kimse sadece mutlu olmak için yaratılmamıştır.

Günümüzde sosyal medyanın pompalamakta olduğu bu sun-i iyilik hali er ya da geç yok olmaya mahkum. Bu nedenle teknoloji çağında insan kalabilmek yalnızca kendi gerçekliğimizden kaçmamakla mümkün gibi görünüyor.

AİLE DANIŞMANI
ZEHRA SELİMOĞLU

55

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir