Renk Cümbüşü

Renk Cümbüşü

Mahalle berberinin önünden geçmeye cesaretim yoktu.

Saçlarım her zamanki gibi dağınık ve perişan. Onunla bu haldeyken göz göze gelirsem eğer
zaman kavramı tamamıyla değişir . Tam da göz göze gelinen o anda belki de zamanı büküyor
Niyazi abi. Başka bir açıklaması olamaz o anın. Onun radarına girdiğimde benim için saatler
işliyor ama kol saatim yedi saniye geçtiğini fısıldıyor.

Christopher Nolan’a anlatmam lazım başıma gelenleri.,

Kırkılacak koyun tedirgin oluyor mu bilmem ama ben kendimi kırkılacak koyun kadar
tedirgin hissediyorum.

Son 3 saniye. “Hadii dön şu köşeyi be oğlum hadi! Oh atlattım.”

Yoluma devam ediyorum. Rengarenk dükkanların önünden, cıvıl cıvıl göz kamaştırıcı
ürünlerin arasından eve doğru kıvrılıp sessizce durmaya ihtiyacım var.

Henüz köşeyi yeni dönmüştüm ki dönercinin önüne geldim. Nasıl anlayabiliyor bilmiyorum
ama dönerci abi, gözlerime baktığında ne kadar aç olduğumu anlıyor.

“Buyrun efendim. Yarım ekmek, ayran yedi lira.”

Onlar için bu iş sıradanlaşmış ama ben birisiyle muhatap olacaksam eğer onu pür dikkat
dinlemem gerektiğini öğrendim. İnsanların çoğu dönercinin kendilerine seslendiği sırada
umursamaz, ben öyle yapamıyorum mesela. Hatta insan sevdiğini nasıl dinlerse onun bir tık
altı vaziyette dinlerim abiyi. Dediğim gibi değer vermeyi öğrettiler bana.

“Yok abi yok, evde yerim ben eyvallah.” Abinin bana dedikleri bitene kadar yürümeyi kesip
sözlerini dinlemem onu çok şaşırtmış olacaktır ki, arkamdan uzun uzun ve şaşkınca
bakakalmıştı..

Aslında bu gayet normal bir davranış değil mi? Artık anormal bir davranış muamelesi mi
görüyor?

Kaldırımda yürümeye devam ediyorum. Hava ne soğuk ne sıcak. Güneş yakmıyor, rüzgar
üşütmüyor.

Kaldırımda yüzlerce insanla birlikte bir yere gidiyorum. Kaldırımın bazı yerleri göçmüş, bazı
yerleri pörsümüş artık bizi kaldıramadığnı, yaşlandığnı söylüyor ama dili yok ya bu şekilde
ifade ediyor kendisini.

Muhtarımızın büyük gayretlerle mahallemize getirdiği ‘üstü kapalı dört kişilik otobüs
durağına’ varmıştım. Havsalamın almadığı bir şey de orada mevcut. Reklam deniyor ona
biliyorsunuz. Boydan boya durağı kapatmışlar onunla. Bu sefer bizler için tercih ettikleri
reklam, futbol maçlarını kampanyalı izlemeye dair bir reklamdı.

“Yok reklam kardeş yok! Tuttuğum takımın maçlarını sezon sonuna kadar bilmem ne kadara
izlemeyeceğim. Hem zaten Beşiktaşlılar bilir ki, Beşiktaş maçın başında 2-0 yaptıysa o maç
muhtemelen 2-2’ye gelir. Skor ne olursa olsun Necip’te her maçın 65.dakikasında oyuna
girer.”

Her neyse yola devan ediyorum, başım biraz dönmeye başladı. Çok fazla renk, ses, teklif,
insan…

Sanırım bir insan ne kadar düşünceli, dertli, kederli ise yürürken yere bakışı da o kadar
derinleşiyor.

“ Hadi canım ya! Kaldırıma da mı yapıldı bu? ‘8 GB, 1000 DK, 1000 SMS, 40TL’ yazıyor
kaldırımda, hem de hepsi büyük harfle…

Yani diyor ki: “Sen istediğin kadar düşünceli, dertli, tasalı ol. Bizi ilgilendirmez. Biz senin
düşünceli bakışlarla süzdüğün yeri de gelir kapısı yaparız.”

“Kontrol nedir Neo…?” Güzel sahneydi he.

Artık zihnen yorgunluğun son raddelerindeydim ve nihayetinde sessiz sedasız bir sokağa
ulaşabildim. Daha rahat yürürüm muhtemelen bundan sonra. Fakat o da ne?

“Eyvah ki ne eyvah! İhalenin büyüğü… Napacağım ben şimdi? Bu kızın gelişi geliş değil.
Gözlere bak, bir devi palyaçoya çevirir. Gelme be kızım gelme!

Geldi. Hadi buyrun.

“ Birlikte oturup bir şeyler içsek fena olmaz mı, ne dersin? Nooluur kırma beni.”

“Yok hanımefendi yok. Daha önce de sormuştunuz zaten. Üzerime gelmeyin, yaklaşmayın
bana. Yapamam.”

Üsteliyor.

Şimdi de koşmam gerekiyor galiba.

Zihnen yorgundum, fiziken de bitiğim artık. Acilen dinlenecek bir yer ve bir bardak su
bulmalıyım. Saflık ve temizlik akmalı vücudumun her zerresine.

Dışarıdan bakıldığında bugün sadece yürüdüm değil mi? Evet hepimizin yapageldiği gibi
sadece yürüdüm.

Hakikat ne peki?

Sahicilikten uzak ilişkiler, reklamlarla kontrol edilme ve kuşatılma üzerine bir hayat.

Senden alabileceği ne ise, sendeki mefkûresi ne ise, arzu dünyasında neyi temsil ediyorsan
sende sadece onu görüyor. Bakınız berber, dönerci, kazulet reklamlar ve o kız.

Hakiki bir “Nasılsın”ı diyecek biri var mı bilemiyorum Altan bilemiyorum.

Abdulkadir Enes Köylüoğlu

357

Abdulkadir Enes KÖYLÜOĞLU

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi | İslami İlimler

Renk Cümbüşü” için 2 yorum

  • Mayıs 12, 2021 tarihinde, saat 8:30 pm
    Permalink

    Kontrol nedir Neo ?

    Yanıtla
    • Mayıs 12, 2021 tarihinde, saat 9:36 pm
      Permalink

      “… ama bu makineleri biz kontrol ediyoruz. Onlar bizi değil.” 😉

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir