Başlarken

BAŞLARKEN

Dünya sathında bulunan canlı cansız her varlığa karşı duyduğumuz sorumluluğun, iki tarafı keskin zaman çizgisinin bugüne kadar ki en kalabalık, aynı zamanda en ıssız döneminde yaşamanın, yaratılmışların en şereflisi olmanın sağlıklı ruhlara ilham ettiği teklifle, Allah’ın adıyla.

Kelimeler… Anlamın atomik parçacıkları. Her biri bu hakikati oluşturmak için çıkıp beyaz ülkesinden, koşarak ulaşıyor önce gören gözlere, sonra dimağlara ve gönüllere. Mananın irili ufaklı zerrecikleri, ufkun son noktasına kadar ilerledikten sonra, karşısına, kendisini reddeden veya yok sayan metaforlar, bir yer altı madeninin sarkıtları çıkıyor. Kelime ile zeminin karşılaşması, ışığın, karanlığın soğuk yüzüne çarpması gibi kozmik bir olay meydana getiriyor. Artık ne kelime vardır bundan sonra ne de sarkıt… Artık anlam vardır.

Her ne kadar takvimler yirmi birinci yüzyılı gösterse de, insan ufku, takvim yaprakları kadar kendini güncel tutamadı zamana karşı. Bu katılık, güncel olamama, uygarlıkların, medeniyetlerin teker teker kırk bin delikli eleklerden süzülmesine neden oldu. İnsanlığın geçmiş birikimleri, değerleri de terkedilince, insanoğlu adeta zaman çizgisinde dikine atılmış iki çapanın ortasında yapayalnız kaldı.   Böylece dün ile yarının bugünkü izdüşümü yok oldu. An itibariyle üzerinde durduğumuz nokta, söküldükçe yamanan, eksildikçe eklenen, çürüdükçe değiştirilen naylon bir oluşlar manzumesi.

Maddenin en temel yapısından, mananın en yüksek tepesine kadar süregelen bu davranış… Canlı cansız her ‘şey’in kendi oluşunu, anlamını tamamlamak üzere ilahi bir görevle harekete geçişi… Tüm bu oluşların ve yok oluşların fırtınasında insanın oluş çilesi nedir? Hareketi nereyedir? Kim içindir? Varlığının anlamını insanoğlu nerede aramalıdır?

Tüm bu soruları toplayıp tek bir soru haline getirselerdi, belki o soru ‘İnsan Nedir?’ olurdu. Tüm bu oluş, yöneliş ve hareketlerinde insan aslında ne olduğunu anlamaya çalışıyordur. Tam da bu noktada bugün itibarıyle temel taşlarını oturttuğumuz Mahiyet Dergisi, kollarını zaman çizgisindeki ‘o’ çapaya köprü yapan, varlığını anlamlandıran, bir oluş çilesi çeken, oldukça kıymetlenen, gittikçe varan, kendisini İslam medeniyetinin Anadolu topraklarına tohum kılan bir yazar kadrosuyla yayın hayatına başlamıştır.

İçinde yaşadığımız tasavvur aleminin maddeden manaya kadar uzanan oluş kanununun en temel laboratuvarı, Mahiyet. Pörsümüş, anlamsız kalmış bugünü, takvim yaprağındaki bugüne ulaştıran yegane araç, Mahiyet. Alıp en ulvi mesajları geçmişin silik yüzünden, çağın tepesinden aşağı ışık boşaltan bir mercek, Mahiyet. Fikrin, fiziğin, tarihin, edebiyatın biricik ülkesi, Mahiyet. İnsan ufkunun ulaştığı teknolojik kavrayış ile oluşturulmuş sanal dergi, Mahiyet.

İstanbul İmam-Hatip Lisesinde, daha lise sıralarında başlayan tüm bu anlamlandırma çabalarının bugün Mahiyet Dergisi adı altında bir araya getirdiği mezunlar, burada başta insanlığın, İslam ümmetinin ve Türkiye’nin problemlerini araştıracak, bu siteyi, malzemesi kelime, metodolojisi zihin, mantık ve hakikatler olan bir laboratuvar haline getireceklerdir. Bununla birlikte yazarlarımız, dünden alınan verileri bugünün şartlarında yeniden tahlil edecek, değişmeyecek hakikatler çerçevesinde yarını bugünle eş bilecek, okuyacak, düşünecek, araştıracak ve neticelendireceklerdir.

 

Yazarlarımız yayın dönemi boyunca yazdıkları yazılar ile tohumlarını çatlatacak, göğe doğru hareket ettikçe bu medeniyetin bir çınarı olarak daima var olacaklardır. Bu sayede kendilerinden sonra filizlenen küçük fidanlara gölge olacak, böylece İslam medeniyeti eskisi gibi (ondan daha da iyi bir şekilde) yeşillenecek, dünya da bu nimetten nasibini alacaktır.

Başın sonuna gelirken burada oluşturulacak bütün ürünlerin hayırlı, bereketli olmasını, fert olmanın sıkıntılarının burada bir nebze de olsa giderilmesini, iki elden çıkacak olan sesin doğru yere ulaşmasını, yazarından okuyucusuna kadar tüm çalışmaların imha değil ihya etmesini diliyorum.

Teknik ekipten yazar kadrosuna kadar emek sarf eden ve sarf edecek olan arkadaşlarımıza şimdiden başarılar diliyorum.

                                                                                                                                 SAMET CIRIK

GENEL YAYIN YÖNETMENİ