MAKİNELER DÜŞÜNEBİLİR Mİ?

MAKİNELER DÜŞÜNEBİLİR Mİ?

   Düşünceyi soyut bir nesnenin, zihinde oluşturduğu faaliyet olarak tanımlarız. Yani düşünce, elle tutulabilen, gözle görülebilen yansıması değişik etkilere değişik mukabelelerin görülmesidir diyebiliriz. Örnek vermek gerekirse insanın kendisine söylenen sözler karşısında, yani etki altında, o sözlere mukabil sözler söylemesi bizlere o kimsenin düşündüğünü gösterir. Peki bizim düşüncenin tezahürünü makinelerde görmemiz mümkün müdür?

   Çok komplike olmayan çalar saatle başlayalım. Mesela saate beni 5’ te uyandır diyorsunuz. Tabi bunu ona kendi dilinde söylemelisiniz. Hemen arkasındaki ibreleri saat beşe ayarladıktan sonra saat size kendi cevabını saat beşe geldiğinde söyleyecektir. Nefesi kesilinceye ya da siz onun düğmesine basıp ‘anladım’ deyinceye kadar ses çıkarmak suretiyle size mesajını iletecektir. Çalar saate uyanmamamız halinde farklı yollara müracaat edebilmesini sağlamak amacıyla örneğin su dolu bir bardak düzeneği de ilave edilebilir.

   Yine bir başka düşünen makine örneği olarak ev telefonlarını gösterebiliriz. Telefonu kaldırdığınızda makineye kendi dilinde ‘konuşmak istiyorum’ diyorsunuz. Ve o da size dıııt sesiyle ‘ben hazırım, kiminle konuşmak istiyorsun’ diye soruyor. Siz mesela ‘A şahsını arayacağım’ diyorsunuz. Bunun makine dilindeki karşılığı çevirdiğiniz A kişisinin numarasıdır. O size ya gırr yapmak suretiyle ‘onu çağırıyorum’ der ya da dıt dıt diyerek ‘işi var şuan görüşemez’ demiş olur.

  Belki bu iki örnekte makinelerin yaptıklarına tam anlamıyla düşünce gözü ile bakılamayabilir. Ama bir de miras meselesini çözen makinede bu durumu inceleyelim.

Ahmet beyin Ali ve Veli adında iki oğlu olsun ve mirasını şu şekilde pay edilmesini vasiyet etsin:

>Oğullarından biri yaşıyor, biri ölmüş ise= Mirasın tamamı yaşayana

>İkisi de ölmüş ise= Miras Kızılay’a

>İkisi de yaşıyor, evlilik ve tahsil durumları da eşitse= Miras yarı yarıya

>İkisi de yaşıyor ancak evlilik ve tahsil durumları farklı ise= Tahsili yüksek olanın payı yüzde 20 artarken diğerinin yüzde 20 azalacak, evli olanın payı yüzde 10 artacak ve diğerininki yüzde 10 azalacak.

Bu vasiyetnameyi tatbik edecek şahsın şu altı soruya verilecek olası cevapları değerlendirmesi gerekir:

1-)Ali yaşıyor mu——%50

2-)Veli yaşıyor mu——%50

3-)Ali yüksekokul mezunu mu——%20

4-)Veli yüksekokul mezunu mu——%20

5-)Ali evlimi——-%10

6-)Veli evli mi——%10

Ayrıca ilk iki sorunun cevabına göre vasiyetnamede şu durumlar gözlenir:

>İlk iki sorunun cevabı hayır ise= Miras Kızılay’a

>Yalnız birincinin cevabı hayır ise= Miras Veli’ye

>Yalnız ikincinin cevabı hayır ise=Miras Ali’ye     kalır.

   Birinci ve ikinci sorunun cevabını evet kabul edecek olursak işler biraz daha karmaşık bir hal alacaktır. Örneğin 3 evet, 4 hayır, 5 hayır, 6 evet olacak olursa ekleme ve çıkarma işlemleri kullanmak suretiyle şu tabloyla karşılaşırız:

1-)Ali yaşıyor mu——%50

2-)Veli yaşıyor mu——%50

3-)Ali yüksekokul mezunu mu——%20

4-)Veli yüksekokul mezunu mu——%20

5-)Ali evlimi——-%10

6-)Veli evli mi——%10

Ayrıca ilk iki sorunun cevabına göre vasiyetnamede şu durumlar gözlenir:

>İlk iki sorunun cevabı hayır ise= Miras Kızılay’a

>Yalnız birincinin cevabı hayır ise= Miras Veli’ye

>Yalnız ikincinin cevabı hayır ise=Miras Ali’ye     kalır.

   Birinci ve ikinci sorunun cevabını evet kabul edecek olursak işler biraz daha karmaşık bir hal alacaktır. Örneğin 3 evet, 4 hayır, 5 hayır, 6 evet olacak olursa ekleme ve çıkarma işlemleri kullanmak suretiyle şu tabloyla karşılaşırız:

   Burada makinenin yaptığı iş gerçekte bizim de çözdüğümüz bu soruyu çözmesiydi. Ancak makine beynimize nazaran bu hesabı istenilen anda ve hemen yapabiliyor. Bizler daha önceden karşılaşmadığımız soruları çözebiliyoruz. Peki ya makineler bunu yapabilir mi dersiniz. Yaparsa da nasıl yapacaktır? Bunun cevabını bulmak için önce beynimizin nasıl işlediğine şöyle üstünkörü bir bakalım.

  1. Öncelikle bir soru tespit edilir. Bu söz ve müşahedelerin kayıt işidir. Beynin belli bir yerinde yapıldığını varsayalım.  Böyle bir yer yoksa bile var olduğunu kabul edelim. Olup olmaması çok önemli değil.
  2. Ön hafızaya kaydedilen bu söz ve müşahedeler, kontrol merkezini harekete geçirir ve bu kontrol merkezi hafıza dediğimiz bilgi deposundan ilgili bilgilerin kopyalarını ön hafızaya gönderir.
  3. Ön hafızada toplanan bilgiler mantıksal hesap ve benzerlik yoluyla verilen bilgilerden yeni bilgiler çıkaran bir cihazın kontrol merkezi tarafından seçilen yerlerine giderler ve orada dönüşüme maruz kalırlar. Bu dönüşümün neticesi beyin tarafından verilen cevaptır.
  4. Cevap kontrol merkezinden geçerek dışarıya intikal eder ve bir taraftan da hafızamıza kaydolur.

Beynimize benzetmek istediğimiz makinede bu parçalar ve parçalar arası bağlantılar olmalıdır. Bu makine bilgiyi alacak, işleyip kullanacak ve de hafızasında tutacaktır. Veri girişinde kullanacağımız dile alış dili, işleyip dışarı aktarmada kullanacağımız dile de yayış dili diyelim. Bizim beynimizin alış dili kelimelerden, kelimeler de harflerden oluşmaktadır. Şu halde beynimizin alıp dönüştürebileceği 29 harf vardır. Mesela ‘’sokağa çıkacağım ama havada bulut var’’ cümlesinde harflerle beynimizdeki bilgi birleşince şuna dönüşür: ‘’şemsiye almalıyım’’. Yani beynimizin problemleri çözebilmesinin sebebi aslında bu 29 harfi anlaması ve sahip olduğu bilgilerle onu mantık kaidelerine dönüştürebiliyor olmasıdır. Peki makineye bu dili nasıl aktarabiliriz. 29 harfli bir metot kullanmak pek de efektif olmaz. Bu durumda 2 harfli bir metot kullanmış olsak dilin zenginliğini kısıtlamış olur muyuz? Hayır, bu asla o dili sınırlayan bir etken olmaz. Mesela harf olarak alfabedekiler yerine 0 ve 1 kullanalım.  Bu iki işareti kullanmak suretiyle harfleri şu şekilde yazabiliriz:

Bu dil en az bizim dilimiz kadar zengin olmuş olacaktır. Şu da var ki 0 ve 1 işaretlerinin sayısı çok büyük olduğu takdirde bu işaretleri işleyemeyebilir. Fakat insan beyni de böyle değil midir? Kim 2000 kelimelik bir cümleyi anlayabilir ki?

Bir elektrik düğmesinin bilindiği gibi açık ve kapalı olmak üzere iki durumu mevcuttur. Elektrik geçirebilecek durumda olmasına 1, geçiremeyecek olmasına da 0 diyelim. Makinenin ön hafıza dediğimiz yerinde örneğin 100’den fazla elektrik devresi varsa ve bunlar makine üzerindeki 100 düğmeye bağlıysa bu düğmeleri çevirmek suretiyle makineye 100 işaretlik bir kelime yahut cümleyi söylemiş oluruz. Makine de bunu kaydetmiş ve anlamış olur. Hafıza dediğimiz cihazın bu şekilde yerleşmiş binlerce devreden oluştuğunu farzedersek hafıza binlerce 0 ve 1 den ibaret bilgiyi muhafaza edebilecektir. Devrelere bağlı tüm hafıza elemanları bir S düğmesi ile kontrol ediliyorsa bu düğmeye basarak hafızaya tüm bilgisi unutturulmuş ve hafıza elemanlarının hepsi sıfıra getirilmiş olur.

Ön hafızada toplanmış tüm işaretler dizisinin devreleri kontrol cihazından geçer ve mantıksal hesap cihazına giderek orada yine röleler vasıtasıyla yeni birtakım devreleri açar veya kapatırlar. Bu açılıp kapanan devreler makinenin soruya cevabını teşkil eder. Makinenin yayış organı da bu cevabı, bir yazı makinesinde bizim yazı dilimize çevirerek yazdırır.

Görülüyor ki zamanımızın harikalarından biri olan bu makinelerin anlaşılması o kadar da zor değilmiş. Sadece her işte olduğu gibi makineyi teferruatıyla beraber tasarlamak ve yapmak için bitmez tükenmez bir sabır ve bol bol ter dökmek lazımdır.

Makinelerin bazı işleri insanlara nazaran çok daha çabuk yapmalarına karşın alış kapasiteleri insanların beynine kıyasla oldukça düşüktür. İnsan beyni kendi kendine olgunlaşabilirken makine yapıldığı gibi kalmaktadır. Ama insan beyni ile makine arasındaki asıl fark, insan beyninin estetik mahiyette bir şeyleri işleyebilmesi, estetik mahiyette kararlar alması ve verilen bir işi yapıp yapmama hususunda kendisini serbest hissetmesine mukabil makinede bunların olmayışıdır.

Taha PİNAL


Arf, Cahit, Makine Düşünebilir Mi ve Nasıl Düşünebilir?, Atatürk Üniversitesi – Üniversite Çalışmalarını Muhite Yayma ve Halk Eğitimi Yayınları Konferanslar Serisi No: 1, 1959, Erzurum, s. 91-103

87

Taha PİNAL

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi/Makine Mühendisliği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir