Kuyu

Kuyu

Gaz yağının bıraktığı isten süzülerek
damlayan sulardan oluşmuştu bu kuyu.
Kardeşlerin kardeşi atabildiği,
Yıllarca yılın yakınlığından uzaklaştıran,
Kan bağını hiçe sayıp, düzme bir planla
Sahtecilikten gelen düzmece bir mevzunun
İbreti âlemde beni ademe gösterilen.


Bir baba,
Diğer babalardan daha çok baba.
Oğlunun mahcemalinde sırlar saklı.
Sırlara sımsıkı sarıldı.
Sırlara erişme fikri gün yüzüne çıkmadı.
Kokusunu, damarlarındaki en küçük
taneciğin bile zihnine kazıdı.

Öyle bir dert ki…
Ne hazin.
Bir düzine kurda, kurban.
Yavrucuğunu kapan kurt,
daha yeryüzüne gelmeden
Levhi mahfuzda çeteleye kazındı.
Gönlüne dert
İşte o zaman düştü.

Mevzubahis,
Dairei arza sirayet edince
Baba,
gözünden akıp giden her damlayla
görmekliğini yitirdi.
Ve körlük
gömleğinin düğmelerini ilikledi.

Zaman ve mekan değişse de
Atılışların değişmediği çağın medyanı.
İnsanın, insanın ruhuna temaşa ederek baktığı,
Hüzünlü yalnızlık mı desem
Ya da hülasa bir bilgelik mi
Kelimelerim bana burada yardım edemeyecek
fısıltıyla yükselen sesle;
yürekten,
en içten,
acıdan damlayan suyla karıştı kuyu.


Kuyu, gül rengiyle muştu.
En güzel muştu gülün ağıdında
Kendine yer buldu.

Gül, kan olmak için devinir.
Ağla, gül ağla
Sen hep ağla.
Devinmekten bitap düşen
gözler için ağla.
Babaya yakılan
Ağıt için ağla.
Kuyuda tek başına
Kalanlar için ağla.

Yeryüzü geniş bir kuyu.
Bu kuyuda,
kuru ekmeğini kaybeden insanoğlu
Elmadan buldu suçu

83

Burak KURT

Sağlık Bilimleri Üniversitesi |Sosyal Hizmet AUZEF | Fotoğrafçılık ve Kameramanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir