Kalbimin Üzerindeki Tül: KUDÜS

* Biz Müslümanların nezdinde Mekke ve Medineden sonra en değerli mekan olan ve üzerine onca şiirin, denemenin, makalenin yazıldığı ‘Kudüs Meselesiyle’ başlamayı kendime bir vazife bilip ilk yazımda bu meseleye değineceğim.

Kalbimin Üzerindeki Tül:  KUDÜS

      Geçmişten beri var olup nice medeniyetlere beşik olan kutsal mekan, Kudüs. Bu beşikte bir çok uygarlık doğdu, büyüdü ve yok oldu. Bu yok oluş topyekun bir şey değildi. Kimi medeniyetler unutulmayacak değerleri miras bırakıp asırlarca hayırla yâd edildi. Kimileri de unutulmayacak izlerle, mazlumun ahını alıp, adını tarihin karanlık sayfalarına yazdırdı. Kutsal topraktaki kutsal mekâna yapılanlar nesiller boyunca anlatılacak ve burayı tekrardan kana bulamak isteyenlere birer ibreti emsal teşkil edecektir.

Kudüs gibi koca bir tarihi, iki devreye ayırmak gerekirse İslamla refah içinde olan Kudüs ve İslamsız huzura hasret kalan Kudüs diyebiliriz. Ben ise bu yazımda bu koca tarihin daha çok dini boyutunu ele almaya çalışacağım.

      Müslümanlar için Kudüs; Müslümanların ilk pusulası olup, kimsesizlerin kimi olan Rablerine yöneldikleri dar-ı saadeti idi. Hatemül Enbiya olan Peygamberimizin en güzel cemaate imam olduğu ve secdeye kavuştuğu topraklardı. Bu topraklar Miracın anahtarı, Müslümanların ilk kıblesi ve nice şühedanın kanını akıtmaktan çekinmediği uğruna can verip, can alanların davasıydı. Peygamberimizin (1) “Gökte bir melek bulunmasın ki, Ömer’e saygı duymasın, yeryüzünde bir şeytan bulunmasın ki Ömer’den kaçmasın” diye buyurdugu adalet timsali Hz. Ömerle, kutsal Kudüs ilk refahına 638 yılında kavuşmuştur. Bu refahı Kudüs’e, insanlığa çok gören; fethetmeyi yıkıp yakmaktan ibaret sayan Haçlılar, kısa bir süre sonra Kudüs’e üşüşecekti. Ne üşüşmeydi ama…

       Kudüs’e hiçbir değer atfetmemiş fakat bu kutsal toprakları işgal etme hevesi içinde olan Haçlılar, 1095 yılında insanlıkta sınıfta kalmıştı. Kendi dindaşlarının dahi Kudüs’te yapılan katliama, zulme karşı tüyleri ürpermişti. (2) Avrupalı tarihçi Raimundus, atına binip yol boyunca Mescidi Aksaya giderken, atı cesetler üzerine ve dizine çıkan kan göletlerine bata çıka Mescid-i Aksa’ya ulaşması yapılan katliamın en somut örneğiydi. Kudüs, İslamsız kalmış ve yetimdi. Kudüsü sahiplenecek, bu zulme dur! Diyecek dava şuuruna sahip birini bekliyordu gözü yaşlı olan ümmet. “Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim ki” diyen Selahaddin Eyyubiydi beklenen. Kudüs hasretini sonlandıran Selahaddin Eyyubi, vaktinde yapılan onca zulme rağmen Peygamberimizin Mekke fethinin ardındaki toplu af kararının bilinciyle kutsal toprak olan Kudüs’te, Resulullah’ın sünnetine ittiba edip Kudüsteki Hristiyanlara eman verecekti. Üstad Sezai Karakoç’un deyimiyle : ‘’Ey İslam ! Sen ne yüce bir dinsin seni öldürmeye gelen senle diriliyor.’’ 

      Kudüs; bize Peygamberimizin, Hz.Ömer’in ve Kudüsü fethedene kadar gülmeyen Selahaddin Eyyubinin emanetidir. Bu emanet şu anda  zulüm altında ve elbet bir gün, yine bir Selahaddin çıkacak ve işgal altındaki Beytül Makdisi kurtaracaktır. Kudüs’ü kendine yâr edinen Nuri Pakdilce bitirelim: ’’Kalbimin yarısı Mekke’dir, yarısı Medine! Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.’’

PEKİ, BİZLER KUDÜS İÇİN NELER YAPABİLİRİZ ?

    Kudüs’ün, Hak ile Bâtılın arasında süregelen bir kavga olduğunu şuurunda olup tarafımızı Nemrud’un ateşle yakabileceğini sandığı Hz.İbrahim’e ağzıyla su taşıyan karınca misali belli etmeliyiz. Bunu da Peygamberimizin bir hadisi ile ifade etmem gerekirse (3) ’’Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.’’

Bu hadisi kendimize rehber edinip bu doğrultuda tarafımızı belli edelim!..


Kaynakça

(1) Buhari ,bed’ul Halk,11,3683; Müslim.
(2) https://ormer.sakarya.edu.tr/uploads/files/persfektif_15.pdf
(3)Müslim ,İman 78 

386

Recep YEŞİLKAYA

Genel Koordinatör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir