Hak Nizam Arayışında Üç Durak: Komünizm -1-

Hak Nizam Arayışında Üç Durak: Komünizm -1-

Pek çok düşünür ve filozof  yaşadıkları toplumda tespit ettikleri sorunlar için çeşitli öneriler sunmuşlardır. Bu düşünürlerden bazıları önerilerini sistemleştirilmiş ve bulundukları topluma “hak nizâm” olarak sunmuşlardır. Bu nizamlardan özellikle üç tanesi dünya çapında rağbet görmüştür: Komünizm, Kapitalizm, İslam. Bu yazımızda Komünizmi mercek altına alacağız.

Pek çok din, inanç, düşünce akımı toplumun sorunlarına karşı çözüm olarak hak nizam önerilerinde bulunmaktadırlar. Bu hak nizam önerileri; toplumun bütün sorunlarına, ihtiyaçlarına cevap vermek için oluşturulmaktadır. Toplumu derinden etkileyen olaylar hakkında çeşitli yorumlar getirilerek sorunlar çözülmeye çalışılmaktadır. Mesela; bir toplumdaki suç oranlarını azaltılması ve tamamen ortadan kaldırılması için farklı öneriler mevcuttur. Örnek verirsek, hümanist düşünürler bu sorun için hapis cezasını ve suçluların eğitimini önerirken diğer pek çok toplumda idam cezası uygulanmaktadır. Bu görüşlerini çeşitli olaylara, görüşlere dayandırmaktadır. Gerek bu konuda, gerek başka konularda örnekleri artırabiliriz.

Bu noktaya kadar şu fikir üzerinde anlaşmamız gerekir: İnsanlar, akıl veya vahye dayanarak çeşitli görüşler öne sürmektedir. Bu görüşlerin bir kısmı, dünya çapında kabul görmüş ve uygulanmıştır. Batı’nın öncülüğünde dünyaya yayılan bu görüşlerden özellikle iki tanesi, diğerlerinden daha çok ön plana çıkmıştır. Batı’nın kendi kurduğu bozuk düzenin dermanı olarak yine kendi materyalist anlayışıyla yoğurduğu bu iki görüş üzerinden kendi sömürü düzenine bir hak nizam aramıştır: Kapitalizm ve Komünizm.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın deyişiyle: “Komünizm ve Kapitalizm birbirinin ikiz kardeşidir. Bunlar, ezen – ezilen düzenlidir. Komünizmde devlet ezer, Kapitalizm’de ise bir zümre eziyor. Bütün insanları sömürüyor. Arada bir fark yok.” (1) Bu iki akım birbirinden ne kadar uzak olsa da ve bunlar çatışma halinde görünüyor olsa da aslında bu iki akımda da kazanan sadece bir kesimdir. Bu noktaya ileriki yazılarımızda tekrar değineceğiz. Şimdi Komünizmin ne olduğunu, neden var olduğunu ve neden yok olduğunu anlamaya çalışalım.

Kelime olarak Latince “communis” kelimesinden gelen ve “evrensel, ortak” (2) anlamına gelen Komünizm, Platon’un “Devlet”ine, Thomas More’un “Ütopya”sına (3) dayandığı söylense de asıl olarak 1848 ihtilallerinden sonra güç kazanmıştır. Özellikle bu akımın fikir babaları sayılan Karl Marks’ın ve Engels’in beraber yazdığı “Komünist Manifesto” adlı eserden sonra tanınan Komünizm, Sanayi Devriminden sonra ortaya çıkan işçi sınıfının, dolayısıyla toplumun burjuva sınıfından gördüğü zulmü engellemek ve ideal toplumu oluşturmak için ortaya çıktığı söylenmektedir. O dönemde çok zor şartlar altında yaşamak zorunda kalan işçi sınıfı, Avrupa’da bu akımı benimsemesiyle beraber yavaş yavaş dünyaya yayılmıştır. Fakat, bir zamanlar Komünizmin beşiği olarak görülen Rusya’da 1917’de yaşanan Bolşevik İhtilali olduğu zaman, Avrupa’da işçiler eskiye nazaran daha iyi bir konuma gelmiş; eskiye nazaran daha iyi koşullarda yaşamaya başlamıştı. Bunun sebebi, işçilerin sendika, parti gibi siyasal yollardan mücadele edebilmesi ve şartların bir nebzede olsa iyileşmesidir. Tüm bunlar, Sovyetlerin Komünizmin yegâne temsilcisi olmasına yol açmıştır. İkinci Dünya Harbi’nden sonra bu durum daha bir belirginleşmiş, dünya “Doğu ve Batı Bloku” olarak ikiye ayrılmış ve uzun yıllar sürecek olan “Soğuk Savaş”ın başlamasına sebep olmuştur. Bu savaş, 1990’larda Sovyetlerin dağılmasına yani Komünizmin çöküşüne kadar devam etmiştir. Bu Soğuk Savaş, Komünizm, Sovyetler ve diğer Komünist devletlerin ardından ise kan, gözyaşı ve asıllarından kopartılmış nesiller kaldı.

Komünizmin çöküşünü anlamamız için önce onu tanımamız gerekir. Komünizmin derdini, arzularını ve tüm bunların sonunda ne olduğunu beş maddede özetleyebiliriz (4).

1- Toplum: Toplumun yapı taşı olan insana bakış açıları, John Donne’nin şu şiirindeki gibidir:

Hiç kimse bir adanın tamamı değildir

Her insan kıtanın, esasın bir parçasıdır. (5)

Şöyle açabiliriz: Tek başına insan kıymetli değildir, toplum en önemlisidir. İnsan, toplum için yaşar, çalışır ve ölür. Onun şahsi özellikleri, farklılıkları önemli değildir. Toplum için gerekirse kendini ikinci hatta üçüncü plana atmalıdır ki topluma layıkıyla hizmet etmelidir. Önemli olan toplumun hedefleridir. Bu uğurda gereken her şey yapılmalıdır. Ne var ki, Komünizm, teoride böyle bir ideayı savunsa da icraatta, devlet (parti) ne derse odur, düsturuna bürünmüştür. Bir örnek verirsek, Cengiz Aytmatov’un klasikleşmiş eseri “Elveda Gülsarı”da (7) Tanabay adlı bir çoban vardır. Bu çoban, işinde uzman biridir ve herkes tarafından takdir edilmektedir. Gençliğinde Kızıl Devrim’i (Bolşevik İhtilali) desteklemiştir. Bir gün, yaşadığı yerdeki Kolhoz’da, kendisine gerçekle hiç uyuşmayan hedeflerle çobanlık vazifesi verilmiştir. Elinden geleni yapmasına rağmen Kolhoz, toplumun (partinin) hedefine uymadığı için zararı karşılaması ve hedefe uymayarak suç (!) işlediği için elindeki en değerli varlık olan (o zamanlar maddi olarak çok değerli olan) atı Gülsarı’yı almışlardır. Bu örnek, bu akımın mensuplarının ellerine imkan geçtiği zaman topluma ve insana bakış açılarını ve icraatlerini özetler niteliktedir.

2- İşbirliği: İnsanlar, sosyal hayvanlardır. Dolayısıyla, onlar ancak işbirliği yaparak çalışırlar. Birbirlerine yardım ederek, az önce zikrettiğimiz toplumun hedefleri uğruna kenetlenerek çalışırlar. Bu sayede, rekabet duygusunun önüne geçilir ve patron-işçi arasındaki kopukluk ortadan kalkar. Ek olarak, insanlar ne kadar birbirlerinden farklı olurlarsa olsunlar bunun bir önemi yoktur. Velev ki bir diğerinden daha çalışmış ve emek harcamış olsun. Kazanacakları şey, aynı miktarda kazanç ve gerçekleştirilmiş hedeflerdir. Burada önemli olan işbirliği duygusudur. Gerçekte olan ise, patronun yerini Parti almış; işçiler yine aynı sıkıntılara maruz kalmıştır. Üstelik, bu işbirliği duygusuna ulaşmak için engel olarak görülen inançlar ve gelenekler ortadan kaldırılmaya çalışılmış, ortaya da aslını kaybetmiş nesiller çıkmıştır.

3- Eşitlik: Tüm insanlar aynı şartlarda yaşamalıdır. Toplumda herkes aynı yerlerde, aynı kazançlarla ve aynı tarzlarda yaşarlar. İnsanların birbirinden farklı özelliklere sahip olmasının bir ehemmiyeti yoktur. Tüm insanlar temel noktada da ileriki nokta da eşittir ve daha fazla bir hak elde etmesi mümkün değildir. Bu durumda gerçeğe dönüşememiştir. Parti ve mensupları daha fazla hakka sahipken halk, daha haz hakka sahipti. Bu da adaletsizliği ve zulmü peşinden getirmiştir.

4- Sosyal Sınıf: İşçi sınıfıyla burjuva sınıfının arasındaki uçurumu kapatınca sorunlar ortadan kalkacaktır. Patronlar işçilerden oluşursa yöneten ile yönetilen arasındaki anlaşmazlık bitecektir. Ne yazık ki, yönetilen sınıf yöneten sınıfına geçince bu sefer yönetenler onlar olur. Yine yöneten ve yönetilen sınıfları olacaktır. Bu çıkmaz, Komünizmin cevap bulamadığı çıkmazlardandır.

5- Ortak Mülkiyet: Ben yoktur, biz vardır. Biz ise devlettir. Eğere insanların kendilerine ait bir mülkiyeti olmazsa adaletsizlik ve toplumsal sıkıntılar bitecektir. Elindekiyle yetinebilen insan, devletin adil (!) dağıtımıyla huzurlu bir yaşam sürecektir. Gerçekteyse tüm zenginliğin yöneticilerde toplanıp yönetilenlerin hiçbir şey kazanamadığı bir durum yaşanmıştır. Devlet, ortak mülkiyeti savunup halkın elinden ne var ne yok alıp sonrasında kendisinin bu ilkeyi çiğnemesi, bu akımın sonunun getirmiştir.

Bu beş hedef ve hedefin sonunda varılan yerler: Mazlum gönüller, aslını unutmuş nesiller, kan ve gözyaşıyla boyanmış yerler. Kağıt üstünde türlü hedefler gösterip gerçekte bir zulüm aracından başka bir amaca hizmet etmeyen bu akım, Batının kendi sömürü üzerine kurulu dünyasında kendi amaçlarına hizmet etmekten öteye geçememiş ve geçemeyecektir. Zulüm üzerine inşa edilmiş her fikir yok olmaya mahkumdur ve bu fikirlerin bizlere sundukları sadece göz boyayan yalanlar ve feryadı arşa dayanan mazlumlardır.


Kaynakça
(1) https://www.haberturk.com/yasam/haber/169041-erbakan-hoca-costu
(2)https://tr.wikipedia.org/wiki/Kom%C3%BCnizm#:~:text=Kom%C3%BCnizm%20(Latince%20k%C3%B6kenli%20communis%20%2D%20ortak,ekonomik%20bir%20ideoloji%20ve%20harekettir.
(3) (Ütopya, Thomas More), (Alfa Yayınları, Aralık 2018)
(4) Bu beş madde, Andres Heywood’un “Siyasi İdeolojiler” adlı eserininin ilgili bölümünde esinlenerek yazılmıştır.
(5) (Siyasi İdeolojiler, Andres Heywood), (Adres Yayınları, Mart 2011), (s.122)
(6) (Elveda Gülsarı, Cengiz Aytmatov), (Ötüken Yayınları, 2020)

115

Ebubekir Marabaoğlu

İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir