Geçmişten Günümüze Bilim Tarihi: Bilimin Altın Çağı

Geçmişten Günümüze Bilim Tarihi: Bilimin Altın Çağı

Bilim Tarihi

Bilim tarihi veya felsefe ile olan ilişkisini açıklayan ismiyle felsefe-bilim tarihi, oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Ülkemizde ve dünyada bu alanda halihazırda birçok çalışma yapılmaktadır. Bilim tarihinin bir disiplin halini almasını sağlayan George Sarton olmuştur. Ülkemizde ise akademik bir disiplin olarak tanınması ve okutulmasını sağlayan ve bu disiplini ülkemize yerleştiren isim George Sarton´un öğrencisi, günlük hayatta sürekli karşımıza çıkan 5 TL´lik banknotun arka yüzünde resmi bulunan Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı hocadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitimin gelişimine katkı sağlamak amacıyla 1933 yılında Harvard`a gönderilen Sayılı, bizzat George Sarton`un danışmanlığında çalışmalarını sürdürdü. Bilim tarihi alanında ilk niteliğini taşıyan “İslâm Dünyası’nda Bilim ve Bilim Kurumları” başlıklı teziyle doktorasını tamamlamıştır. 1943 yılında ülkemize dönen Sayılı, Ankara`da Dil-Tarih ve Coğrafya fakültesinde asistan olarak göreve başlamıştır. Emekliliğinde dahi üniversitede yüksek lisans ve doktora derslerini vermeyi sürdüren Aydın Sayılı, bilim tarihi kürsüsünü kurarak ülkemizdeki bilim tarihi disiplininin çalışmalarını başlatmıştır. Yakın zamana kadar bilim tarihi sürekli bir bölümün alt dalı olarak çalışmalara devam edilmiştir. 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi`nde ülkemizin ilk bilim tarihi bölümü kurulmuştur. Ancak 6 yılda 141 mezun veren bölüm, felsefe bölümünde alt dal olarak eğitim vermiştir. 2009 yılında yeniden bölüm statüsü kazanan İstanbul Üniversitesi bilim tarihi halihazırda ülkemizin bağımsız üç bilim tarihi bölümünden biridir. 

İlk Çağ ve Kadim Medeniyetlerde Bilim 

Bilim tarihinin doğuşu ilk çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılarken kullandıkları yöntemleri daha sonrasında bilimsel olarak değerlendirmeleri sonucu gerçekleşmiştir. Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarında başlayan bilme faaliyetleri Yunan medeniyetinin ve diğer uygarlıkların olduğu şu anda ülkemizin sınırları içerisinde kalan Anadolu`yu da kapsamına alarak daha ilk çağlarda günümüzün modern biliminin temellerini oluşturmuştur. Yunan Medeniyetinin konumundan ötürü liman şehirlerinin bulunması ile buradaki ticaret faaliyetlerin fazla olmasını sağlanmış ve Yunan medeniyetinde bir refah ortamı sağlamıştır. Bu refah ortamı ise artık insanların iş kaygılarından uzak sadece salt matematik, geometri ve felsefi alanında ilerlemelerine olanak sağlamıştır. Evreni merak etmeleri sonucu yaptıkları araştırmalardan aldıkları sonuçları geliştirerek eserler yazmalarıyla oluşmuştur.

İslam`ın İlk Yıllarında Bilim

İslam medeniyetindeki anlayışın dini perspektifinden bakacak olursak ilk gelen vahyin “Oku” olması ve bunun Allah`ın emri olması ile dini bir yükümlülük olarak görülmesi, dinin yayılması ve gelişiminin toplumun çok okuyarak bilgisine ve fikrine bağlı olması ve insanların din ile beraber okumaya, bilmeye yönelmesi en büyük sebep olarak nitelendirilebilir. Müslümanların bir vahyi uygularken diğer bir vahyin nazil olmasıyla onu öğrenmek isteyişi o dönemde bilgiye gösterilen değeri, insanlardaki öğrenme heyecanını açıklamakta yeterlidir. Mekkeliler ile yapılan savaşta esir alınan Mekkeli, 10 Müslümana okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılması da İslam`ın ilme verdiği değere örnektir. Peygamber döneminde bilginin kaynağı vahiy ve Peygamberin sözleri iken, Peygamber sonrası ve Hulefâ-yi Râşidin döneminde dini hükümler alanında fıkıh, Kur’an-ı Kerim`i, anlama, yorumlayarak açıklanmasının tefsir ilminin oluşturulması, Hz. Peygamber döneminde kâğıt tedarikinin kısıtlı olması sebebiyle Kur’an-ı Kerim`in deri, kaya, bitki yaprağı gibi malzemelerin üzerine yazılmıştır. Ancak Kur’an-ı Kerim`e ulaşım konusunda sorun yaşatması ve Kur’an-ı Kerim`i bilen sahabelerin savaşlarda şehit olması Müslümanları endişelenmesi ile Kur’an-ı Kerim toplanarak Mushaf haline getirilmesi daha sonrasında İslam`ın farklı coğrafyalara yayılması amacıyla Kur’an-ı Kerim`i dünyanın büyük şehirlerine gönderilmesi için Hz. Osman döneminde çoğaltılmıştır. Öte yandan Kur’an-ı Kerim`in Arapça oluşu ve gönderilen merkezlerden, fethedilen topraklardan İslam`ı kabul edenlerin olması ve Arapça öğrenme ihtiyacının ortaya çıkışıyla Arapça da dil alanında İslam medeniyetinin bir izi olarak görülebilir. Arapçanın yanı sıra Kur’an-ı Kerim`i farklı dillere de çevrilmesi için de Müslüman alimlerin bu dilleri öğrenmesi ile İslam medeniyetinde bilimin gelişmesine katkı sağlamıştır. Öte yandan fetih hareketlerinin olması ve dinin emri gereği masum insanlara zarar vermeme anlayışı olduğundan fethedilen yerlerde kültürel ve bilimsel faaliyet yürüten insanların öldürülmemesi ve İslam sancağı altında çalışmalarına devam etmesi, Müslümanlara bildiklerini öğretmesi ile İslam medeniyetinde bilime büyük katkı sağlamıştır.

İslam Medeniyetinin Günümüz Bilimine Katkıları

Hûlefâ-yi Râşidîn dönemi sonrası halifelerin böyle insanlara özel bütçe ayırarak saraylarında himaye etmeleri de aslında bilimin burada geliştiğinin açıklamasıdır. Hulefâ-yi Râşidîn döneminde olduğu gibi bu dönemden sonra da İslam Medeniyetinde bilime büyük önem verilmiştir, fethedilen topraklarda dil, din, ırk vb. gözetmeksizin bilime yararlı çalışmalar yürüten bilgi sahibi insanları korumuştur. 750 yılında başlayan tercüme hareketleri 900 yılına kadar devam etmiştir. Bu dönemde matematik, astronomi, tıp, kimya, biyoloji, fizik gibi bilim dalları incelenmiştir. Bu dönemde Sanskritçe, Pehlevice, Yunanca ve Süryaniceden eserler tercüme edilmiştir. Halife Me`mun döneminde bilime dair hareketlerin hızlı ve sistematik bir şekilde ilerlemesi için Bağdat`ta tarafsız bir ilim merkezi kurmuştur. Karanlık çağ olarak isimlendirilen aslında Altın Çağ olan Orta çağ döneminde İslam dünyasında o dönemin imkanlarıyla günümüzdeki teknolojik aletlerin, tıbbi ekipmanların çoğunun yapıldığını ve günlük hayatta kullanıldığını görebiliriz. İbnü`l Heysem`in insan gözünün yapısı ve işleyişini “Kitabül Menâzır” eserinde çizmesi ve bu çizimleriyle optik ilminin temellerini oluşturması İslam Medeniyetinde bilime verilen önemi tek başına açıklamaya yeterli olacağı kanaatindeyim. Günümüzde kamera, telefon, lens, 3D gözlük vb. elektronik aletlerin fikir babası İbnü`l Heysem`dir. İbnü`l Heysem`in “Kitabül Menâzır” eseri 1140 gibi erken bir dönemde Latinceye çevrilmesi sonrasında bu eser temelinde yeni bir eser yazılmasıyla optik ilmi insanlığa kazandırılmıştır. İslam dünyasında bilime katkı sağlayan çalışmalardan ve bu çalışmaları gerçekleştiren isimleri saymaya başlarsak yazımızın sonu biraz zor gelir. Dolayısıyla bu konuyu farklı yazılarda tartışmak daha doğru olur. Buradaki temel hedefimiz, başlıca katkı sunan ilim adamlarını ve bu dönemin anlatıldığı gibi karanlık olmadığını aksine İslam`ın bilime katkısı ve Dünyadaki bilimsel çalışmaların en aydınlık ve hareketli çağı olduğunu kabul etmemizi sağlamaktır. Ancak İslam Medeniyetindeki bilimsel çalışmalara etki eden ve sonrasında günümüzün birçok teknolojisinin, Avrupa`nın aydınlanmasını sağlayan önemli isimlerden birkaçını telaffuz etmenin doğru olacağını ve bizleri bu dönemleri araştırmaya sevk edeceğini düşünüyorum. Bu dönemde yukarıda örnek verdiğimiz optik çalışmasıyla İbnü`l Heysem, Tıp dünyasının bilginleri İbn-i Sina, Zehrâvî, matematik ve geometri çalışmaları ile bilinen Birûnî, kimya ve simya başta olmak üzere birçok bilim dalına katkı sunan Râzî, insanların uçacağına o günlerde inanan Abbas ibn Fernas, ilk Müslüman kadın bilim insanı olarak tanınan, geliştirdiği usturlaplar ile şu an akıllı saat, pusula vb. aletlere zemin hazırlayan Meryem el-Usturlabi olarak da bilinen Meryem el-İcliyye ve filli saati ile tanınan günümüz endüstrisinin temellerini oluşturan Cezerî`yi şu satırlara sığdıramayız. Ayrıca zikrettiğimiz bu isimler tek bir alanda değil tıp, fizik, astronomi, matematik, felsefe vb. birçok alanda çalışmalara imza atmış ve eserler sunmuşlardır. Kimisinin hakkında çok az bilgi de olsa çoğunun eserleri ile günümüzün teknolojisine ulaşmamız bile bu dönemin “altın çağ” olduğuna delildir. Avrupa`nın karanlık çağdan aydınlanma çağına; Rönesans ve Reform dönemlerinin başlaması yukarıda saymış olduğumuz bilim adamlarının ve onların yaptıkları çalışmaların etkisinde gerçekleşmiştir. İslam Medeniyeti önceki dönemlerde hüküm süren kadim medeniyetlerin bilgi birikimi ve bilimsel çalışmalarını, oluşturulan eserleri insanlığın ortak mirası olarak görüp işleyişi kolay bir safhaya getirmeleri, sonraki dönemlerde sürekli olarak ilim için bu çalışmalardan yararlanarak yeni eserler ortaya koymuştur. Ayrıca İslam Medeniyetinin hüküm sürdüğü dönemlerde yaşayan bilim insanlarını himaye ederek yapılan çalışmaları desteklemeleri ile bilime katkı sunacak yeni çalışmaların da merkezi haline gelmiştir. Bugün birçok teknolojimizin çıkış merkezi yine İslam Medeniyeti olmuştur. İnsanlığın bilgi birikimini geliştiren İslam Medeniyetine Türk devletlerinin de katkısı olmuştur. Türklerin İslamiyet’i seçmeleri ile bu medeniyetin kültürünü Türk kültürüyle birleştirerek benimsemeleri bilime katkılarının arttırmıştır. Bu konuyu da ayrıca bir yazıda değerlendirmek daha doğru olur. Bilim tarihinin dönemleri ortaya çıkışı bir makaleye veya bir yazıya sığacak kadar dar bir konu değildir. Dolayısıyla bu yazıda İlk çağ kadim medeniyetleri ve İslam Medeniyetinin ilk yüzyıllarındaki bilimsel çalışmalarımızı ele aldık. İslam medeniyetinde Türklerin etkisini, Osmanlı dönemini ve günümüzdeki bilim tarihi anlayışı başka yazıda değerlendirebilir. 

KAYNAKÇA :

1-Bilim Tarihi, Colin Ronan, TÜBİTAK Yayınları, Ankara,2005.

2-Bilim Tarihi Sohbetleri, Fuat Sezgin-Sefer Turan (Söyleşi), Timaş yayınları, İstanbul, 2017.

3-Bilim Tarihinde Yöntem, George Sarton, Doruk Yayınları, Ankara, 1997.

4-İslam Bilim Tarihi, Ahmed Cebbar, Küre Yayınları, İstanbul,2018

5-Bilim Tarihi, Pascal Acot, Dost Yayınları, Ankara, 2017.

6-Türkiye Diyanet Vakfı, TDV İslam Ansiklopedisi, Erişim: 16 Mart 2022. (https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-sina)

7-Türkiye Diyanet Vakfı, TDV İslam Ansiklopedisi, Erişim: 19 Mart 2022. (https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-heysem)

8-Türkiye Diyanet Vakfı, TDV İslam Ansiklopedisi, Erişim: 26 Mart 2022.

(https://islamansiklopedisi.org.tr/hulefa-yi-rasidin)

9-Türkiye Diyanet Vakfı, TDV İslam Ansiklopedisi, Erişim: 28 Mart 2022.

(https://islamansiklopedisi.org.tr/biruni)

10- Türkiye Diyanet Vakfı, TDV İslam Ansiklopedisi, Erişim: 28 Mart 2022.

(https://islamansiklopedisi.org.tr/bagdat)

153

Emirhan Çelebi

Medeniyet Üniversitesi / Bilim Tarihi

Geçmişten Günümüze Bilim Tarihi: Bilimin Altın Çağı” için 2 yorum

  • Mayıs 6, 2022 tarihinde, saat 4:57 pm
    Permalink

    Kalemine sağlık Avrupanın “Karanlık Çağ ” diye yutturmaya çalıştığı çağın hakikkatte bir ALTIN ÇAĞ olduğunu çok güzel ifade etmişsin.

    Yanıtla
  • Mayıs 6, 2022 tarihinde, saat 8:40 pm
    Permalink

    Maş’Allah kardeşime, kaliteli ve değerli bir yazı olmuş…hak olanı dile getirmede nice nice kendini geliştirmen dileğiyle.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir