Dalgın Gibi Durgun

Dalgın Gibi Durgun

Dalgın Gibi Durgun
Dalga coşar, deniz köpürür
Bilmem, gelgit neyi süpürür
Kıyıya vuran kum taneleri ve taşlar
Bilemem, hangi deryanın malıdır
Işıl ışıldır ve göz kamaştırır
Yalnız, güneşi bilir ve onu tanırım ben
Nerede olursa olsun şefkatli bir baba gibidir
Sakin yeryüzü ve hırçın denize
Deniz kabarır, çıkar yüze
Şefkat babası bakar da bakar
Olgunlaşmış zamana ve insanlara
Adam bir kabuk alır yerden
Ardı sıra döner geçmişe ve uğultulara
Heyhat beşer, buradasın ve ben buradayım
Hapsolmuş zaman ve hatıralar bağırır
Sıkışıp kalmış olduğu o spiral boşluktan
Neredesin ey kadim dost güneş
Neredesin parçalanmış gökyüzü
Ve neredesin hatırlanmaya değer yaşanmışlıklar
Ufak bir dehliz oldun, sığdın şu kabuğa
Hatırlamak isteyen daldırır bakışlarını ufka
Buğulanan gözleri ve soluyan duyularıyla
Gezdir bakışlarını ve odaklan tek bir noktaya
Görün orada ve kaybol oradan
Silüetinle varsın ve çağırır seni zaman
Sonsuzluğa açılan deniz, yalnız kum tanesi mi çeker içine
Baştan ayağa davet eder her nesneyi ebede
Şimdi şu kıyıya ayak basan ben değilim
Efsunlu bir vakte doğmuşum bir kere
Tüm varlıklar donuklaşmış
Yalnız, gezgin hayaletleri görüyorum
Bakıyorum ve elimde olmadan hayal ediyorum
Zamanın ve mekanın ötesinde gezen
Bu gezen adam ben değilim

158

Taha PİNAL

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi/Makine Mühendisliği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir