Bu İşte Büyük Bir Yanlışlık Var

BU İŞTE BÜYÜK BİR YANLIŞLIK VAR

Sözlerime birkaç terimi açıklamakla başlamak istiyorum. Bu terimlerin nerden geldiğini,
bizim için ne anlam ifade ettiğini iyice anlamamız lazım. Her şeyin hızlı aktığı, zamanın nasıl
geçtiğinden haberimizin olmadığı bu çağda biraz da olsa düşünüp etrafımızda olan bitene
anlam ve mana penceresinden bakmamız lazım. Bu pencereler bizi, bir şeyleri anlamaya ve
anlamlandırmaya sevk edecektir. İşin ilginç tarafı da şu; ne gariptir ki insan, doğruların ne
kadar farkında olursa olsun yine de kendisini kandırabilme gücünü mutlaka buluyor. Bu
terimlerin ilki olan para, devletçe bastırılan ve ülke içinde ödeme aracı olarak kullanılan,
üzerinde saymaca değeri yazılı, kâğıt ya da metal nesne 1 . M.Ö. yedinci yüzyılda Anadolu’da
bir uygarlık olan Lidyalılar tarafından, bir kalıp üstüne konan madeni pula hareketli bir üst
kalıp yerleştirmişler. Yerleştirilen bu üst kalıpla birlikte kalıba da çekiç ile vurularak darp
yöntemiyle tarihin ilk parasını basmışlar. Bu paranın şekli, madeni özellikleri değişmiş olsa
da işlev bakımından hala aynıdır. İkinci terim olarak enflasyon, dolanımda bulunan para
miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi
nedeniyle ortaya çıkan ve fiyatların toptan yükselişi, para değerinin düşmesi biçiminde
kendini gösteren ekonomik ve parasal süreç 2 . Aslında bu kelime Fransızca kökenli bir
kelimedir. Kelimenin aslı Latince şişkinlikten gelmektedir. Para ve para yerine geçen her türlü
senedin mal hacmine göre şişkinliğini anlatıyor bir bakıma. Üçüncü olarak kapitalizm; üretim
araçlarının büyük bölümünün kişisel aktörlere ait olduğu ve bu kişilerce işletildiği, ekonomik
aktivitelerin tamamı olmasa da büyük bir bölümünün kâr amacı ile yapıldığı, arz ve talep
dengesinin toplumun yararına olacak şekilde serbestçe belirlendiği bir ekonomi sistemidir 3 .
Bu terimlerin terim manasına baktığımızda çok güzel, halkın yararına olan bir şeymiş gibi
gözükebilir ama aslında durum bildiğimizden farklıdır.



Takvimler 1775’i gösterirken Amerikan Devrimi, günümüzde dahi hissedilen o kıvılcımı
ateşlemişti. Amerikan Kolonileri İngiltere’den ve onun monarşisinden kurtulmak istemişlerdi.
İhtilal için birçok neden bulunuyordu. Fakat bu nedenlerden bir tanesi öne çıkıyordu. O
zamanki İngiltere kralı, kolonilerin elde ettikleri ve kendilerine kullandıkları faizsiz serbest
kazancı yasakladı. Bunun yerine halkları İngiltere Merkez Bankası’ndan kredi almaya
zorlayarak zor durumda olan halkı borç içine soktu. Merkez Bankası, tüm ulusun para
birimini üreten resmi bir kurumdur. Tarihin tozlu sayfalarında Merkez Bankası’nın
doğumunda iki temel unsurdan bahseder. Birincisi, faiz oranının kontrolü; diğeri de para
arzının yeni enflasyonunun kontrolüdür. Aslına bakacak olursak Merkez Bankası, devlete
para vererek bir devletin ekonomisini beslemez, parayı devlete faizli borç olarak verir.
Böylece hem devletin ihtiyacını karşılamış olur hem de kendini daha da zenginleştirmiş olur.
Vermiş olduğu bu paranın miktarını zaman zaman yükselterek veya azaltarak, piyasada işlem
gören paranın değerini ayarlar.

Günümüz insanı kendini lükse, gösterişe o kadar kaptırdı ki hayatı gözlerinin önünde akıp
gidiyor. Sakinleyip, derin derin nefes alıp, olan bitene bakacak zamanımız yok. Böyle devam
ettiği sürece, uzun vadede bakacak olursak bu sistem sadece devleti değil halkı da
borçlandırmak için halka maskenin altından gülen bir sistemdir. Bu sistem Amerika’yı
sefalete sürükledikten sonra Federal Rezerv Bankası 4 , altının statüsünün kaldırılması
gerektiğine karar verdi. Böylece 1933 yılında halkın elinde bulunan bütün altınlara el
konuldu. Altınlarını vermek istemeyenleri zorbalıkla, şiddetle ve Devletin cezalandıracağı
gerekçesiyle tehdit ederek herkesten bu altınları topladılar. Amerika, altınları toplamakla
halkını daha da yoksul hale getirdi. 1933 yılından önce üretilmiş bir dolara bakacak olursanız
doların üstünde “Altına çevrilebilir” yazar. 1933 yılından sonra üretilmiş bir doların üzerinde
ise “Kanuni para” yazar. Bunun anlamı, para hiçbir şeye dönüştürülemez demektir. Paranın
değersiz bir kâğıt parçası olduğunu gözler önüne seriyor. Elimize en çok değen, içinde
milyonlarca mikrobu barındıran bu kâğıt parçasına çok anlam yüklüyoruz. Yüklemiş
olduğumuz bu anlamın kimi zaman farkında bile değiliz. Bu anlamlar parayı değerli yapmaz.
Paraya değer kazandıran tek şey, piyasada bulunan para miktarıdır.

Dünya öyle bir hal aldı ki bir kurumu koruma gerekliliği para ve kâr için yapılıyor.
Kurulan bu parasal sistemde insanlara güvenmek gerçekten çok zorlaştı. Bu sistemde etik ve
ahlak kuralları bulunamaz hale geldi. Burada şu ayrıma dikkat etmemizde fayda var. Örneğin
bir işten para kazanmak isteyen satıcı, kendi hayatını idame ettirmek için çalışır çabalar.
(Satıcı dememe gerek yok hepimiz bunun için çalışır, çabalarız ama konu burada ayrılıp farklı
bir boyuta geçiyor.) Satıcının para kazanmak için satması lazımken alıcının alması gerçekten
alıcı için lazım mıdır? İnsanlara öyle bir yaklaşıyorlar ki gerek reklamla gerek indirimlerle,
kampanyalarla kısacası türlü türlü oyunlarla insanın ihtiyacı olmayan bir ürünü insanın
gözünü boyayarak satabiliyorlar. Bu oyunda her şeyi tıkırında olacak şekilde ayarlamışlardır.
Oyunun kuralını her zaman o oyunu bulan ya da yöneten koyar. Bu kapitalizm oyununun
kurallarını koyanlar belli değil mi sizce de? İslami düzene bakacak olursak, para insanın
sadece ihtiyacını karşılamak için kullanmış olduğu bir nesnedir. Bu nesne dağıttıkça, fakirin
boğazında bir yudum ekmek olup yüzünü güldürdükçe değer kazanır. İsrafa sürükleyen fazla
malı sevimli göstermek ve insanı teşvik etmek için “Fazla mal göz çıkartmaz” diyerek
insanlarımıza alttan bir mesaj veriliyor. Evlerimizde yıllardır kullanmadığımız ya da birkaç
defa kullandığımız vitrinler dolusu eşyalar var. Bu eşyalar bizim ihtiyacımız değilse neden
alındı? Evin bir köşesinde bulunan bu eşyalara harcanan paralarla daha değerli şeyler
yapılamaz mıydı? Sırtındaki hırkayı çok sevdiği sahabesine verdiği zaman kendisinin elinde
başka giyecek hırkası olmayan bir peygamberin ümmetiyiz bizler.


İslam’ın üçüncü emri olan zekât, Allah’ın emri üzerine toplumun yararına çok büyük
katkısı olan ibadettir. Zekât 5 , sahip olunan mal ve paranın kırkta birinin her yıl sadaka olarak
dağıtılması demektir. Allah bizlere maddi zenginlikler lütfeder ve aynı zamanda onları ihtiyaç
sahipleri ile paylaşmakla mükellef kılar. Sosyal eşitsizlikleri aşarak dayanışmayı sağlayan bu
sistem malımızı ve kalbimizi temizler. Malımız, verdikçe çoğalır ve bereketlenir. Dünya
nizamında bu sistem uygulanacak olursa günümüzdeki gibi zengin daha zengin; fakirse daha
fakir olmaz. Dünya nizamında bu sistem olsun olmasın bizler, hep vermek için çabalayalım.
Yaşamış olduğumuz bu toprakların kalbinden nükseden mukaddes bir sır vardır. İnançlı olsun
veya inançsız olsun darda kalana yardım etmek için birlik olunur. Bu sır Batı
medeniyetlerinin aksine bizde derin manalarla kaplıdır. Bir afet olur, İstanbul’da atan bir kalp
Van’da can bulur. Zaman zaman gerek siyasi gerekse dini bölünmeler olsa da zorluklar
karşısında hep omuz omuza olunur. Vermeye sadece para olarak bakmayız. İmkânı, gücü
kimin neye yetiyorsa onu vermeye hazırdır bu millet. Yeter ki yardım edilecek yeri fark etsin.

Dünya yeni bir inkılap bekliyor. Sosyal olmamız için elimize tutuşturulan fakat bizleri
asosyal insanlar haline getiren mecralardan biraz sıyrılmamız gerekiyor. Yaşadığımız çevreye,
sevdiklerimize ve bilhassa kendi içimize dönmemiz lazım. Kendi anlam arayışımızı
tamamlayıp ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu kavramamız lazım. Okumak, yeni şeyler
öğrenmek için çaba sarf etmemiz lazım. Bizler düşündükçe var oluruz. Bizi diğer canlılardan
ayıran en büyük özelliğimiz de budur. “Bulunan, bulundu sanılan her şey eskimeye,
pörsümeye, çürümeye, iflâs etmeye mahkûm. Bu da yaklaştıkça kaçan ufuk çizgisi misâline
eş, bir ‘yeni’nin daha ilerideki ‘yeni’ye namzetliğini ilân ediyor. Aramak için aramak yok,
bulmak için aramak var. Her bulduğum veya bulduğumu sandığım bayatlaşacağına göre
aramak niçin? Her arayış da gayesine ulaşmayacağına göre bulmak ne fayda?” 6

Burak Kurt

KAYNAKÇA


1 Para ne demektir, TDK
2 Enflasyon ne demektir, TDK
3 Kapitalizm ne demektir, TDK
4 Ayrıntılı bilgi için bkz: ABD Merkez Bankası (Federal Rezerv Sistemi)
5 Zekât ne demektir, TDK
6 Necip Fazıl Kısakürek, Dünya Bir İnkilap Bekliyor, Büyük Doğu Yayınları, 1999, s. 15.

140

Burak KURT

Sağlık Bilimleri Üniversitesi |Sosyal Hizmet AUZEF | Fotoğrafçılık ve Kameramanlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir