Birleşmiş Milletlere Kısa Bir Bakış

Birleşmiş Milletlere Kısa Bir Bakış

BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN KURULUŞ AŞAMASI

    Coğrafi Keşiflerle birlikte globalleşme yönünde eğilimi artan dünyada insanoğlunun özellikle on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllar itibariyle devletlerarası münasebetlerde en çok önem verdikleri konu, ülkelerinin menfaatlerini korumak olmuştur. Tabii ki korunması gereken menfaatleri farklı bir dille ifade etmek de meşruiyetin vazgeçilmez bir kaydıydı. Bunu da sağlamak için bazen küresel ekonomik fayda bazen herkesi bu ekonomik gelişmeye entegre etme bazen de uluslararası antlaşmalarla oluşturdukları “statusquo” halini korumak için hukuken tespit edilmiş durumun korunması gerektiğini öne çıkarmışlardır1.

   1919 sonrasında savaşın yol açtığı barbarlıkları bir daha yaşamamak için savaşa evrensel ölçekte mâni olmanın yolları arandı. Bu arada eğer saldırı savaşları önlenirse savaşın da önemli ölçüde önlenebileceği fikri ağır basmaya başladı. Bu noktadan hareketle Milletler Cemiyetini kuran antlaşma (Milletler Cemiyeti Misakı – Covenant of League of Nations) Versay Barış Antlaşması ile birlikte kabul edildi. Misak, bir yandan Cemiyeti kurarken bir yandan da milletlerarası kamu düzeninin ana ilkelerini koymaya çalıştı. Aslında misakı hazırlayanlar Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitiren o günün büyük devletleri idi. Bununla Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan statükoyu korumaya çalıştılar. Ancak, Cemiyetin kurulması için öncülük yapan ABD, kendi kongresinde misak onaylanmadığı için Cemiyete üye olmadı ve Teşkilat daha başta eksik ve zayıf doğdu2.

    Milletler Cemiyeti, 1946 yılında feshedilmiştir. Bugünkü milletlerarası ilişkiler bakımından bu kurumun artık hemen hemen hiçbir pratik değeri kalmamıştır. Ancak, Birleşmiş Milletler’ in iyi anlaşılması ve bazı konuların karşılaştırmalı bir şekilde incelenmesi için Milletler Cemiyeti’ni ana hatları ile bilmekte yarar vardır2

    “Birleşmiş Milletler” ifadesi, ilk defa Roosevelt tarafından teklif edilmiş ve gene ilk defa 1 Ocak 1942 tarihli Birleşmiş Milletler Bildirisinde kullanılmıştır. Daha sonra onun hatırası hürmetine yeni milletlerarası örgütün resmi ismi olarak oybirliği ile kabul edilmiştir3. Aslında II. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan bu bildiriye de bakıldığında egemen ülkelerin eşitliği vurgulanmakta, Milletler Cemiyeti örneğinde olduğu gibi statüko korunmaya çalışılmaktadır. Uluslararası barışın altı yine ısrarla çizilmiş, ancak bunu korumanın yolu yine mevcut dengeleri sürdürmekten geçtiği de ima edilmiştir denilebilir4. Birleşmiş Milletler’in bugünkü üye sayısı 193’tür ve amaçları ise kısaca şöyle özetlenebilir5:

  • Milletler arasında dostane ilişkileri geliştirmek5;
  • Dünya barışı ve güvenliğini korumak6;
  • Ekonomik, sosyal, kültürel veya insani mahiyetteki problemlerin çözümü ve insan hak ve hürriyetlerine saygının geliştirilip teşvik edilmesi konusunda milletlerarası iş birliğini sağlamak;
  • Bu müşterek amaçları gerçekleştirecek hareketlerin uyumlu hale getirilmesinde bir merkez görevi görmek5.

Birleşmiş Milletlerin ilkeleri ise şunlardır:

  • Uyuşmazlıkları barışçı yöntemlerle çözme görevi
  • Yükümlülükleri iyi niyetle yerine getirme görevi
  • Milletlerarası ilişkilerde kuvvet kullanma yasağı
  • Devletlerin egemen eşitliği
  • BM’nin aleyhinde zorlama tedbiri aldığı devletlere yardım etmeme ve BM’ye yardım etmeme görevi
  • Özü itibarıyla milli yetkiye giren kanunlara BM’nin müdahale etmemesi.
  • BM üyesi olmayan devletlerin de barış ve güvenliği koruma kanunundaki hususlara riayet ettirilmesi5.

BARIŞI KORUMA OPERASYONLARI (PEACEKEEPİNG OPERATİONS)

    Birleşmiş Milletlerin başlıca ana organlarından Genel Kurulun kararları tavsiye, Güvenlik Konseyi kararları ise bağlayıcı niteliktedir. Ortak güvenlik sisteminde başrol Birleşmiş Milletler ve özellikle Güvenlik Konseyine aittir6. Güvenlik Konseyi’nin yaptığı operasyonlara verilen isimlere ise ‘Barışı Koruma Operasyonları’ denir. Uluslararası İlişkiler (Uİ) yazınında ‘Barış Operasyonları’ olarak da anılan Barışı Destekleme Operasyonları (BDO, Peace Support Operations), aslında içinde barışı koruma (peacekeeping), barışa zorlama (peace enforcement), çatışma önleyici diplomasi (preventive diplomacy) ve çatışma sonrası barış inşası (post-conflict peacebuilding) gibi birbirinden farklı esaslara dayanan ve farklı araçlarla yürütülen geniş yelpazede birçok farklı eylem ve diplomatik aracı ifade etmektedir7.

    Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları kavramı, ilk kez 1948 yılında, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararla, Orta Doğu’da ateşkesin muhafazası için oluşturulmuş, böylece çatışmaların önlenmesi ve kriz yönetimi için önemli bir araç olarak gündeme gelmiştir.

    Aradan geçen zaman içinde, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, çatışmaların doğasında meydana gelen değişikliklere paralel olarak Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonlarının kapsamı, amaçları, niteliği değişmiş ve genişlemiştir. Çatışmaların önlenmesinden kalıcı barışın sağlanmasına kadar uzanan geniş yelpazede faaliyetler bu operasyonların içine dahil edilmiştir. Buna bağlı olarak, askeri birliklerin yanısıra önemli sayıda sivil personel ve polis gücü de operasyonlara katılmaya başlamıştır8.

    Bir sonraki yazımızda BM’ in 2436 no’lu kararını, bu kararın çıkmasına sebep olan olayları ve BM’in bu konudaki aldığı önlemleri kısaca inceleceğiz. 


KAYNAKÇA

Kitap:

  • 2) Gündüz, Aslan, Milletlerarası Hukuk, 10.Baskı, Savaş, Ankara 2019, s.87
  • 3) Armaoğlu, Fahir, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Alkım yayı, İstanbul, 2007, s.575-576
  • 5) Gündüz, Aslan, Milletlerarası Hukuk, 10.Baskı, Savaş, Ankara 2019, s.94
  • 6) Doğan, İlyas, Devletler Hukuku, 4.Baskı, Astana yayın, Ankara 2020, s161

İnternet Sayfası:

135

Fatih YİĞİT

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi/Uluslararası İlişkiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir