Ava Çıkıp Av Olanlar

Ava Çıkıp Av Olanlar

*  15 Temmuz darbe gecesi ve ardından yaşanan gelişmeleri bütünüyle anlatmaya muktedir değilim.Yazımda darbe sürecini en azından yüzeysel olarak ele almaya çalışacağım çünkü gelecekte geriye dönüp baktığımda arşivimde bulunmasını istediğim bir konu. Ayrıca bu yazımda adlarını yâd edemediğim ancak isimlerini yüreklerimize kazıdığımız aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum

Cümlede tek başına anlamı olmayan hece topluluklarına sözcük denir(1). Böyle kabul görülen ‘’Sözcük’’ kavramı, Türk milletinin nezdinde artık değişti. Öyle bir sözcük dimağlara kazındı ki bu sözcükle sayfalar dolusu eserler meydana getirilebilir, üzerine onlarca konferans, seminer düzenlenebilir. Bir sözcük ki dile getirildiğinde anaların duası, ömrününün baharında olan gençlerin şecaati ve Türk milletinin tekbirleri oluveriyor: Darbe.

Kimilerimizce 15 Temmuz gecesi bir şey ifade etmeyen bu sözcük, büyüklerimiz tarafından çok farklı manalara bürünüyordu. Onlar, vaktiyle birçok darbeye tanıklık etmiş ve bu darbelerin ülkemize verdiği ekonomik, siyasi buhranları bizzat yaşamışlardı.

Bu darbelere bir yenisini daha eklemek isteyenler; av olarak gördükleri Türkiye’ye saldırmak için fırsat kollayanlar, uygun vakti bulduklarını sanmışlardı 15 Temmuz gecesi.

    Darbeciler, 15 Temmuz gecesinde hain planlarını gerçekleştirmek için tank, silah, asker ve daha nicesine sahipti. Maddi cihetten her şeye sahip olan bu hain güruh; maneviyattan, ahlaktan yoksundu. Daha düne kadar ekmeğini yedikleri ülkenin halkına silah doğrultacak kadar aşağılık duruma düşmüşlerdi. Ülkemizin topraklarında gözü olan ve bunu doğrudan dile getirmeyip aba altında sopa gösterenlerin uşaklığını yapmayı kabullenmişlerdi. Efendilerinin diledikleri gibi darbeyi gerçekleştirip Türkiye’deki yönetimi ele geçirmekti gayeleri. Türkiyenin geleceğini şekillendirecek olan bu olayla beraber bir tarih yazılacağı muhakkaktı. Peki, kim tarafından?…  Elindeki toptan, tüfekten medet umanlar mı yoksa kalbindeki kavi imanla son abdestlerini alıp annesinden, babasından helallik isteyip şehadete koşanlar mı? Bu iki durum karşısında tarihe ne mi yazılacaktı ?

Tarihe şöyle yazılacaktı : Darbe yapmaya gelenler, Türk iradesi karşısında darbe yedi !

   Her gecenin nasıl bir sabahı olduysa bu ihanet gecesinin de sabahı şehitlerin kanıyla aydınlığa kavuşacaktı. Türkiye’ye uzatılan namlulara Ömer Halisdemir, İlhan Varank, Ayşe Aykaç ve daha nicesi göğüslerini siper edecekti. Onlar, Akif’in deyimiyle ‘’Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.’’ dizesindeki övgüye mazhar olup Peygamberimize kavuşma arzusuyla şehadete koşmuşlardı. En ince hesapları yapan hainler bu şehadet arzusunu gözden kaçırmış olmaları gerekir ki böyle bir millete darbe yapma teşebbüsüne kalkışabildiler. Hülasa darbeci hainler, avcı olarak çıktıkları bu yolda av olarak dönmüşlerdi. Son olarak herkes tarafından aşina olunan Mehmet Akif’in bir sözüyle bitireceğim ‘’Tarih tekerrürden ibaretse tekerrür ettirmeyin!’’ Öyleyse bizlerin vazifesi, Şehit olan Çanakkaledeki dedelerimizin; 15 Temmuzdaki abi, ablalarımızın kanıyla müdafaa olunan bu toprakları ilelebet payidar kılmaktır. Rabbim, ülkesi için canını cânanına(vatan) feda eden şehitlerimize rahmet eylesin. Bizlere de şehadet şerbetini içmeyi nasip etsin.


Kaynakça
1-https://sozluk.gov.tr

116

Recep YEŞİLKAYA

Genel Koordinatör

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir