12 Öfkeli Adam

12 Öfkeli Adam

   Sıcak bir yaz gecesi banliyö hattı yanındaki getto mahallesinde problemli ilişkileri olan baba ile oğulun tartıştığı evden saat 12.10 sularında duyulan ‘seni öldüreceğim’ sesi ve ardından olay yerinde bıçaklanmış halde yerde bulunmuş bir baba. Alt katlarındaki komşuları yaşlı amca bu sesler sonrası çıktığı dış kapıdan bir kişinin merdivenlerden koşarak indiğini görür. Aynı şekilde banliyö hattının bir diğer tarafında oturan orta yaşlı hanımefendi de penceresinden babanın bıçaklandığı anı görür. 18 yaşındaki ölen babası ile problemli ilişkisi olan çocuğumuz ise cinayet saati sinemada olduğunu ve bıçakla ölen babasının kendi bıçağıyla ölmediğini söyler. Ancak bir sorun vardır çocuk sinemada hangi filme gittiğini söyleyemez ve cinayetin işlendiği günün sabahı kendisine cinayette işlenen sustalı bıçaktan almıştır. Böyle bir olay önünüze geldiğinde sizin kararınız ne olurdu? Çocuk bu cinayeti işledi mi ya da işlemedi mi? Ben işlemiştir diyorum. Sonuçta tüm kanıtlar çocuğun aleyhine, suçlu olmaması için bir neden yok. İşte 12 Öfkeli Adam filmi de bu olayın geçtiği ceza davasında bir araya gelen 12 jürinin karar alma sürecinden ve jürilerin kararları alırken nasıl aldıklarından bahsediyor.

Amerikan yargı sistemine göre bir ceza davasında özellikle ölüm davalarında failin idam edilmesi için jürinin oy birliğiyle suçlu olduğu yönünde karar alması gerekiyor ve böylece fail bizdeki anlamıyla darağacına gönderiliyor. Yılın en sıcak gününde jürimiz dava hakkında kararını almak için toplantı odasına çekiliyor ve film sadece bu odada geçiyor. Jüri üyeleri yerlerini aldıktan sonra 1 numaralı jüri oylamayı açıyor ve sonucunda 11 kişi çocuğu suçlu bulurken 1 kişi buna karşı çıkıyor. Üyeler buna şaşırıyor çünkü çocuğun yetiştiği ortam ve kirli geçmişi ve üstüne kanıtlar çocuğun suçlu olduğunu düşündürüyor onlara fakat 8 numaralı jürimiz bir insan hayatının 5 dakikada harcanamayacağını söylüyor. Bu noktadan itibaren jürimiz tartışmaya başlıyor ve bize hangi düşüncelere göre kararlarını verdiklerini ve kararlarının altyapılarını, bilinçaltlarındaki bazı kalıplaşmış düşüncelerini tüm çıplaklığıyla gösteriyorlar.

     Jüri üyelerinden bazıları var ki hem oylamanın sürecini etkiliyor hem de her biri bir sıfatı temsil ediyor. Film boyunca sıfatlarının misyonlarını sergiliyorlar. Bunlardan ilki 3 numaralı jüri. Tartışmanın başından sonuna kadar gergin bir ruh halinde sürekli bağırıp çağırıyor. Onun taşıdığı, temsil ettiği sıfat ise duygusallık çünkü oğlunu yetiştirip verdiği emeklerden sonra onu terk etmesi onda büyük bir öfke oluşturmuş ve bu öfkesiyle olayımızdaki fail çocuğun suçlu olduğunu düşünüyor. Hatta filmin son dakikalarda suçsuz oyu veren son kişi olarak savunmasını dinlerken tüm kanıtlar burada deyip masaya çıkarttığı cüzdandan oğlunun resmi önümüze getiriliyor. Yönetmen burada kararının duygusallığından kaynaklı olduğunu bu şekilde gösteriyor ki ceza davalarında duygusallık çok tehlikelidir. Duygu size gerçeği göstermeyebilir, gerçekle sizin aranıza perde çekebilir.

   Hemen yanındaki 4. jüri ise mantıksallığı temsil ediyor. Aldığı her karar olana, olmuşa göredir, bir varsayımı yoktur. Olaylar arasındaki mantıksal nedenlere bakar. O, film boyunca onun kafasında mantıksal nedenlerin kilitleri teker teker açılıyor ve en sonunda ikna edilerek çocuk suçsuzdur yönünde oyunu değiştiriyor. Onun fikrinin değişmesinde az sonra bahsedeceğim 9. jüri etkili oluyor. Failin izlediği filmi hatırlamamasına inanamıyor ancak kendisi de baskı altında kaldığında gittiği filmi hatırlayamıyor, üstelik polis sorgusunda da değil. Çünkü salt mantıksallık olayları çözmez ancak olayların çözülmesinde yardımcı olur.

   7. jüri ise tam anlamıyla anı yaşa insanı. Günümüz modern insanlarının her şeyi dalgaya almasını, boş vermişliğini onun karakterinde görüyoruz. Onun için jüride tartışmak beyzbol maçında bağırmak ile eş değerdir. Hatta oyunu değiştirdiğinde bile kararının nedeni çocuğun suçlu olup olmaması değil, sıkılıp hemen çıkmak istemesidir. Filmde de en sinir olunacak karakterdir. Bir davası yoktur, tam anlamıyla boştur.

   8. jüri başından beri suçsuz oyu kullanmış ve grubun kararının değişmesinde etkili olmuştur. Bu kararı alırken çocuk suçsuz mu değil mi onun hakkında bir fikri yok. Emin değil ve şuna inanıyor, bir insan hayatı 5 dakikada alınan bir kararla sona ermemeli diyor. Filmin de vermek istediği mesaj bu aslında çünkü en sonunda biz çocuk cinayeti işledi mi işlemedi mi bilmiyoruz. Onun dirayeti belki de suçlu olmayan bir kimsenin hayatının kurtulmasına vesile oluyor.

   9. jüri olan yaşlı adam benim için filmin en önemli karakteri. Onun yaşından gelen olgunluğu, gün geçirmişliği olayların çözümünde çok yardımcı oluyor. Filmdeki yaşlı tanık ile empati kurması olaylara geniş bir perspektifden baktığını gösteriyor ve bu sayede jürinin kararının değişmesinde etkili oluyor. 4. jürinin mantıklı olmadığını ileri sürdüğü tüm problemleri çözen de bu karakter.

   10. Jüri önyargı kalıplarına sıkışmış bir karakter. Film boyunca tek savunması failin yaşadığı yerin bir getto mahallesi olduğu ve oradan gelen insanların kötü olduğu savı. Filmdeki jüri üyelerinin genelinde önyargı söz konusu ancak bu karakter önyargının bir insana bürünmüş hali. Onun cezasını en sonunda jüri üyelerinin konuştuğu sırada arkalarına (onun cezasını jüri üyeleri kendi aralarında konuştukları esnada artık daha fazla dayanamayarak arkaları dönmeleriyle veriyorlar.) dönerek cezalarını kesiyor ve böylece hatasını fark ediyor.

   Jüri üyeleri dışında filmde tartıştıkları günün sıcak olması ve vantilatörün çalışmaması ortama ağırlık vermiş ve verdikleri kararın yanlış olduğunu göstermiş. Çünkü oylamada eşitlik sağlandığında birden fırtına başlıyor hava ferahlıyor ve vantilatör çalışmaya başlıyor. Bu gibi ince detaylar da filmin anlatımına güzel katkı sunmuş. Tek bir kişi (8. Jüri) dirayetiyle 11 kişinin aldığı kararı değiştirebiliyor ve bunu silah zoruyla yapmıyor; konuşuyor, gerçeklerin derinliğine iniyor. Sorgulamadan, tartışmadan emin olmak istemiyor. Sonuçta verecekleri karar bir kişinin hayatının sona ermesi demek. 12 Öfkeli Adam verdiği mesajlarla sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir eserdir. Ben ise elimden geldiğimce bu eserin güzelliğini sizlere anlatmak istedim.


Kaynakça
1- https://m.imdb.com/title/tt0050083/

140

Sami VAROL

İstanbul Üniversitesi/Hukuk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir